Bunlar sonsuza dek yitirilmiş bir mutluluğun aynı anılarıydı, hayatta karşısına çıkacak her şeyin anlamsızlığının aynı şekilde gözünün önüne gelmesiydi, aşağılandığının hep aynı şekilde bilincinde olmasıydı.
Bu oksijen dolu küre
Başlangıcını manasız
Sonunun cevapsız olduğu
Bu zulüm dolu küre
Çaresizce, istemsizce
Sadece bu oksijeni tüketiyoruz
Başlatma tuşuna basmadığım
Bitirme tuşunu bulamadığım
Bu anlamsız küre
Nedenini bilmeyerek atıldığım
Nedensiz mutlu yaratıkların arasında
Kayboldum
Bu kalabalık hiçliğin içerisinde
Kendisine aşık yetiştiren küre
Benimle beraber yok olacak küre
Gözler karanlıkta da görürmüş
yolumu ararken öğrendim
Işık sadece bir aracıymış
O olmadığında anladım
Aydınlatan ışık değilmiş
Kokusunu unuttunca öğrendim
Gözümü kamaştıran Güneş değilmiş
Gülüşünü kaybettiğimde anladım
Üç yılda ışığı üç dakika gördüm
Zihnimin uyuştuğunu gördüm
Ruhumu orada körerttim
Konuşmanın yetersiz
Susmanın faydasız
Sevmenin yenik düşürdüğü
Gözlerindeki yakıcılığı
Ayın kızıllığından alan
Saçının her teliyle
Benim urganımı hazırlayan
Avuçlarımın arasında
Göremediğim, koklayamadığım
Beni yavaş yavaş öldüren
Adına Sevda dediğim
O kalbine dokunamadım
Acizliğim.