Murat Tecimer

İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir.
Sayfa 200·Kitabı okudu
Reklam
İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.
En kuvvetli insanın bile bazen ne kadar zayıf anları, istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkar edebiliriz?
Sayfa 128·Kitabı okudu
Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş...Ne aradığımızı bilmeden aramak...
Sayfa 109·Kitabı okudu
6/10
·240 syf.··
2020 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2020 20:19
Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum ilk romanı. Öncelikle yazım tarzına yönelik değerlendirme yapmak isterim. Zaman zaman içinde, mekân mekân içinde, roman roman içinde.... İnsanlar başka başka bedenler içinde.... Ancak zaman mekân geçişlerinin yeterince “incelikle” yapıldığını söyleyemem. Konu güzel; devlet gözünde varlığı “nokta” kadar olan dolayısıyla “gölgesiz” kalan Anadolu köylüsünün hayatından kesitler anlatılıyor. Ancak finali benim için hayal kırıklığı oldu, her ikisinin de finali: hem romanın hem de roman içindeki romanın. Yazarın dili de akıcı ve duru, özellikle benzetmelerini çok beğendim. Beğendiğim bazı benzetmeleri paylaşıyorum: “Nuri’nin karısı şaşkındı, hangisine ne soracağını bilemiyor, kapıdan kapıya üç civcivli bir tavuk gibi kanat çırpa çırpa koşuyordu.” “...bakışlarını belli bir noktaya çiviledi ve ölüm kalım savaşına karar verecek bir komutana esin sağlayan meçhul asker heykeli gibi öylece kaldı.” “Olup bitenleri duvar dibinden izleyen yaşlılar yürüyen birer kemik ağacı gibi takırdaya takırdaya kalabalığa doğru sokulmuşlardı.”
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma