Binlerce ifadeye ev sahipliği yapan bir yüz de gördüm, kalıptan çıkmış gibi tek bir ifade barındıran yüz de.
Parıltısının içinden, ardındaki çirkinliği gördüğüm yüz de oldu, sakladığı güzelliğini görebilmek için parıltısını kaldırmam gereken yüz de.
Boş yere kırışmış yaşlı bir yüz de gördüm, her şeyin gömülü olduğu pürüzsüz yüz de.
Tanırım her bir yüzü, bakarım onlara gözlerimin dokuduğu kumaşlardan ve görürüm her birinin ardındaki gerçeği.
Güzellik bir ihtiyaç değildir, bir mutluluktur. Ne susamış bir ağız ne de öne uzatılan bir eldir. Bilakis, alev alev yanan bir yürek ve büyülenmiş bir ruhtur. Güzellik, ne gördüğünüz bir şekil ne de duyduğunuz bir ezgidir. Gözleriniz kapalı olmasına rağmen görebildiğiniz bir şekil, kulaklarınız sağırken bile duyduğunuz ezgidir. Ne buruşuk ağaç kabuğunun içindeki bitki özüdür ne de pençeye takılmış bir kanat. O, hakikatte daima meyve veren bir bahçe ve yorulmadan uçan bir melek sürüsüdür.