“Tamamlanmamış bir resmi insanlara göstermekten kaçınan, bunu, o eserin tamamlanmasını imkansızlaştıracak bir uğursuzluk olarak gören bir ressam gibi henüz tamamlanmamış, amaçlarına ulaşmamış, huzur bulmamış ruhunu kadınlara açmaz, oradaki yaraların, parçalanmış özlemlerin bir gün tamamlanıp huzura ermesini beklerdi farkında olmadan.”
“Toplumun hangi basamağında durduğunu, kim olduğuny ancak çevresindeki insanlara bakarak anlayabilenlerdendi, kendi başına durduğunda sanki kim olduğuna karar veremiyordu.”
“Tanrı’dan ziyade Şeytan’ın dostu olan deli bir keşiş gibi insanların duygu dünyasından çekilip kendine ait bir duygular ve değerler manastırına kendini hapsetmişti.”
Kitabı oldukça sürükleyici buldum. Yalnız, kitaptaki betimlemeleri de bir o kadar yoğun ve gereksiz bulduğumu söylemeliyim; çoğu duygu-durum bence gereksizce uzaktılmış ve abartılmıştı. Bunun haricinde ilk kez bir Ahmet Altan öyküsü okuyorum; ve yine okumak isterim. Kitaptan küçük bir bilgi sızdırayım: kitabın adı her ne kadar “Aldatmak” olsa da; kitabın ana konusu aldatmaktan ziyade orta yaş bunalımındaki bir kadının heyecan arayışı olarak ele alınmış bence. Keyifli okumalar dilerim :)