Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaydaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına... Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.
Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi!.. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven...
Oğuz Atay 'ın tutunamayanlar adlı eserinin yazılmasına neden olan aylak adam...
İçinde kendimizden bir sürü "aynı ben" sözünü söylememize neden olan cümlelerle dolu. Başkalarının bakışa açısıyla aylak, hayata çoğunluğun gözüyle bakamayan,yaşayamayan, çocukluğu sorunlu, ilişkileri ve arayışları sorunlu gibi düşünülen bir aylak.... Kitabı bitirip gözlerinizi kapattığınızda ilk aklınıza tutamak geliyor. Her insanın yaşama bağlayan bir tutamağı olmalı. O tutamak olmazsa kitabın son cümlesini yaşıyoruz. Susuyoruz, konuşmayı gereksiz görüyoruz. Biliyoruz, anlamazlar. Mutlaka okunması gereken harika bir aylak yazmış Yusuf Atılgan...