Mustafa Alkan

BEYHUDE GEÇTİ YILLAR Bir masaldı aşkımız, sisler bulutlar ardında Bir akşam bitiverdi, her şey yok oldu bir anda Beyhude geçti yıllar, silindi hatıralar Geride kalan, bir avuç yalan Hüzün dolu geceler, buğulu pencereler İşte hepsi bu, senden kalan Nasıl içim yanıyor, öyle sevmiştim ki seni Keşke görebilseydin, içimde yanan ateşi Beyhude geçti yıllar, silindi hatıralar Geride kalan, bir avuç yalan Hüzün dolu geceler, buğulu pencereler İşte hepsi bu, senden kalan Sanki gizli bir el kopardı seni benden Savurdu kar tanesi gibi Boş yere ağlıyorum dört duvar arasında Deli divane misali Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi Çaresiz, yalnızım şimdi Saatler geçmez oldu, gecem bitmek bilmiyor Kalbimde aynı sızı ve şarkım seni söylüyor Beyhude geçti yıllar, silindi hatıralar Geride kalan, bir avuç yalan Hüzün dolu geceler, buğulu pencereler İşte hepsi bu, senden kalan BARIŞ MANÇO
Müzik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
DUT AĞACI bu sabah, doğup büyüdüğüm mahallenin sokaklarında dolaştım. çocukluğumu tekrar yaşamak istedim bu sabah. ve bir an, keşke bugün hiç olmasaymış diye düşündüm. keşke dün, dün kalsaymış. şu sağda ki iki katlı ev, nezahat hanımlarındı galiba. yok yok, bu yekta beylerin ki olmalı. nezahat hanımlarınkinin yanı top oynadığımız boş arsaydı. iyi ama, nerde boş arsa? ya bakla tarlası? pekii, taş mektep? nerdeler, kimler götürdü? kimler çaldı o güzelim anıları benden? birden, rıza amca'yı gördüm. yine, o "dut ağacı"nın altında oturuyordu. koştum, ellerine sarıldım. önce tanımadı. sonra, rıza amca'nın sımsıcak ellerinde, çocukluğumu yeniden yaşamaya başladım. tam karşımızdaki evin üçüncü katında otururlardı. on dört yaşında boyanmaya başladığından, mahalleli sonunu pek iyi görmezdi doğrusu. "bu kız, çok tango oldu." derlerdi. evlenmiş, iki sokak öteye taşınmışlar. "eskisi gibi mi?" diye sordum. eskisi gibiymiş. biraz kilo almış o kadar. olsun, kim bilir kilolu olmak bile ne yakışmıştır ona. zaten ne yakışmazdı ki? rengini beğenmedim bugün rıza amca. üstelik, bayağı süzülmüşsün. tabii, gece hayatı, içki, sigara... bakmıyorsunuz ki kendinize. hıh! ilahi rıza amca. birlikler umumi katipliği'nden emekli olalı beri, gecesi gündüzü bu "dut ağacı"nın altında geçerdi. son üç sadrazamı ve cumhuriyetten bu yana bütün başvekilleri sırasıyla ezbere bilir, bize de saydırırdı çocukluğumuzda. "hâlâ hatırlıyor musun?" diye sordu. hatırlıyor muyum? hiç unutamamıştım ki!.. bilekten bağlı, açık sandaletler giyerdi.
Müzik
GÜN OLUR Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayrı telaş!.. Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur, başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi... ORHAN VELİ KANIK open.spotify.com/track/56I2mHoR1...
Şiir
ÜRYAN GELDİM Üryan geldim gene üryan giderim Ölmemeye elde fermanım mı var? Azrail gelmiş de can talep eyler Benim can vermeye dermanım mı var? Dirilirler dirilirler gelirler Huzur-u mahşerde divan dururlar Harami var deyi korku verirler Benim ipek yüklü kervanım mı var? Karac'oğlan der ki ismim överler Ağı oldu yediğimiz şekerler Güzel sever deyi isnad ederler Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var? KARACAOĞLAN
Şiir
GİZLİ KALSIN Tabip neşter vurma gönül yarama, Kapat üzerini; sar, gizli kalsın, Zahmet edip boşa ilaç arama, Fark eden olmasın, dur gizli kalsın. Yaradanım hoş yaratmış cismini, Gönlümün köşküne astım resmini, Sayıkladım durdum yarin ismini, Allah'ın seversen, sil gizli kalsın. Sevdiğimi söyle, durma koş götür, Mektup yazamadım, zarfı boş götür, Gözlerimden birkaç damla yaş götür, Götür sevdiğime ver gizli kalsın. Sevdasını çektim çile demedim, Bülbüle demedim, güle demedim, Kalbimde sakladım, ele demedim, Bırak gönlümdeki yar gizli kalsın. Eminoğlu sevda yaşattım serde, Can dayanmaz aşk denilen bu derde, Senden sorarsa "Mezarı nerde?" Onu da söyleme, yer gizli kalsın. AŞIK SITKI EMİNOĞLU
Şiir