Nasıl olur da, hem aşk hem nefretle ilgili düşünce ve duygular aynı insanda barınabilir ? Aşkın bir karşıtı nasıl olabilir ? Nasıl olur da aşk ve nefret tohumlarını, nefret de aşk tohumlarını içerir ?
Hepimiz, belirsizce belirlenmiş bir sürecin parçasıyız. Sürer gideriz. Kimi zaman akıntıyla birlikte, kimi zaman akıntıya karşı kürek çekerek. Kimi zaman direnir, boğuluruz. Kimi zaman yorgun düşeriz, çıkarız sudan. Boğulsak da suyun üstünde de kalsak, önemi yok. Hepsi yaşam çünkü.
Ölümü hazırlayamazsınız. Hayatı hazırlayamazsınız. Onlar öylesine olduğu gibi gelir. Hayattan bir’an’ı soyutlayamazsınız. Hiçbir şey o ‘an’a bağlı olamaz. Her şey sürecin bir parçasıdır.
Bir bakıma, gökteki bulutlar kadar, kelebekler kadar, mevsimlerin değişmesi kadar bizden bağımsızdır çocuk. Hayatın sayısız mucizesinden biridir. Bize düşen çocuğu kollayıp büyümesine yardımcı olmaktır, ona buyurmak değil.
Bir insanın birine aşkını ilan ederken “Seni akıllıca, makul bir şekilde seviyorum,” dediği işitilmemiştir. İnsan çılgınca âşık olur (“ Senin için deli oluyorum”) , akıllıca değil.