Daha bir çok kişisel gelişim kitabı okudum. Onların bir çoğu, senin başarılı olmanı istediklerinden dolayı sana emir verir gibi konuşurlar. Şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın, bak yapmazsan senden bi cacık olmaz gibisinden emri vaki konuşuyorlar. Hem aynı konuda yazılan kisişel gelişim kitabları hep aynı hikayelere yer verirler hemde çoğunun yazım dili çok aşırı samimiyetsiz gelir bana.
Kendi malını satmaya çalışan herkes gibi bunlarda; benim kitab en iyisi en ilerisi size en faydalısı şeklinde lanse ederler. Biz de kitabı okuyunca daha ilk satırlardan sanki dünyayı değiştirecek gücü kendimizde buluruz. Sayfalar elerledikçe hem yazarın anlattıklarından koparız hemde konudan koparız hem yabancılaşırız hemde sıkılırız.
En nihayetinde kişisel gelişim kitabı, bize konu hakkında az çok bir fikir edinmemizi sağlar. Artık yabancısı olmadığımız bir konu olur, okuduğumuz kitab. Ve başarıyı bize küçük kapsül şeklinde veremez. Sadece tanıtabilir gerisi bize kalmış.
Heleki okuduğumuz kitab konumuza uygun bol alıştırmalar içermiyorsa hem zaman hem para boşa gitmiştir.
Bu kitabta yazar öğüt aldığı yoksul babasıyla bir arkadaşının zengin babasını konu ediyor. Onlardan ne tür öğütler aldığını nasıl yardım gördüğünü, olaylar karşısında takındıkları tutumları karşılaştırarak anlatıyor. Zenginleşme yolculuğunu anlatırken bu dünyadaki herkesin kendisi gibi yapıp zenginleşebileceğini anlatıyor. Hatta onun gibi yapmazsak suç bizdedir.
Bu yazar bir şeyi çok ciddi bir şekilde atlıyor hemde çok. İnsanların farklı tarzda yaratıldığını yani fıtratlarını. Kimi insan doğuştan girimşicidir, kimi insan tembel, kimi hızlıdır kimisi ağır çekimdeymiş gibi yavaş, kimi insanın finans, ekonomi ile ilgili aklı çalışmayabilir belki yeteneği başka türlüdür. Kimi insanlar girişimciliği çocukluğunda