En iğrenç cinayetleri işleyen her cahil manyak, her değersiz gerizekalı için aramızdan anlayış çığlıkları yükselir, ordular dolusu insancıl tipler harekete geçer. Ancak deha sahibi bir adam, zaten baştan suçludur. Tamam, bir insanı yalnızca zayıf ve küçük adam olduğu için mahkum etmek adalete uymaz ama bir insanı yalnızca güçlü ve büyük olduğu için mahkum eden bir toplumun yozlaşmışlığı ne düzeylere inmiştir dersiniz? Oysa işte yüzyılımızın ahlaki iklimi bu. İkinci plandakilerin yüzyılı.
Ben baktım… Ondan geriye ne kalmışsa, ona baktım. Anlamama yardımcı olan da o oldu. Bedel ödüyor, hangi günah için ödediğini merak ediyor, çok bencil davranmışım deyip duruyor. Oysa hangi düşüncede, hangi harekette ben diye bir varlık gösterdi ki? Hayattaki amacı neydi? Büyüklük… başkalarının gözünde. Şöhret. Hayranlık. İmrenme. Bunların hepsi başkalarından gelen şeyler. Tüm inançlarını başkaları dikte etti ona. O bunlara pek bağlı kalmadı ama başkaları onun bağlı kaldığını düşündüğü sürece bir sakınca görmedi. Öncelikli dersi hep başkalarıydı. Büyük olmak istemiyor, mimar olarak hayranlık toplamak istiyordu. Başkalarını etkileyebilmek için başkalarından çaldı. İşte sana kendini katıksız silme. İhanet ettiği, feda ettiği şey, kendi egosuydu. Oysa herkes ona bencil diyor.
Hiçbir şeyden pişman değilim. Kaybettiğim şeyler oldu ama soru sormuyorum çünkü var olanları sevdim. Boşluk anlatını bile, cevapsız kalanları bile… Zaten onları sevmiş olmam hayatımın asıl cevapsızlığı ama sevdim.