Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Kalbim, diyordu, aşık, ‘kalbim ona aktı, onun kalbi bana mermer olsa da.’ ‘Onun eşiği,’ diyordu, ‘ benim vatanım orasıdır, çünkü sevgili orada oturur.’ (…)
(…) lezzetli bir şeyi gören kişi aynı anda bir başka lezzeti aramaya başlar. Ancak ben o özel, kapkara ışıldayan eşiği bulamıyorum artık. Eskiden, hikayemin geçtiği günlerde ona sahiptim. O eşiği yeniden bulabilmek için neler vermezdim!
Buradaki ölülerin arasında canlı bir şey aramaktan vazgeç! Bu suskunluğundan sıyrılacaksın. Yoksa bu suskunluğun senin ölümüne neden olur. Senin susman, bir suskunluk değil. Gerçi başlangıçta ve daha bir süre sana dünyayı genişletti. Ama sen böyle yalnız kaldıkça suskunluğun da bir tehlike halini aldı, hatta hayatını tehdit eder hale geldi. Sürekli bir suskunluk içinde olman, şu anda senin gözüne ne kadar anlamlı gelse de, senin için yalnızca bugünü germek dışı yapmakla kalmıyor, geriye doğru erki ederek senin daha önce yaşamış olduğun her şeyi yok ediyor, hatta ta çocukluğuna kadar en simgesel olanları bile. Belleğinin değerini düşürüyor, onu bozuyor - oysa belleğin olmadan dünyada ne işin var - ve seni önemsiz kılıyor. Dünyanın sınırlarına dayandın, dostum. Ve bu sınırların ötesine geçmek tehlikesiyle karşı karşıyasın. Bu yüzden ‘yeniden konuşmaya’ çakışacaksın, ‘sözcükleri yeniden bulmaya’, ‘cümleleri yeniden kurmaya’, yüksek sesle, hiç olmazsa duyacak kadar. Konuşman baştan sona yanlış ve saçma olsa da, önemli olan ağzını yeniden açman.