Kırık bir dal gibi kalır içimizde zaman
Ne geri döner sesimiz, ne bir iz kalır o kıştan.
Bazı vedalar hiç söylenmez Hilal Hanım
Bir şiir dökülür gözden, sessizce ve en baştan.
Müslüm çalıyor, duman tütüyor, akıl sende kalıyor. Gözlerimi kapatıp gözlerine bakacağım; çünkü şu an kimsem yok değil, şu an en çok sen lazımsın bana.🥀
Sabahın 5’inde, ansızın uyandıran o sızı aslında bir yer arayışı... Adını koyamadığımız o boşluklar, aslında birbirimizi bulduğumuz yerdir. Uykusuzluğumun da, nefesimin de sebebi o yer... Seni seviyorum, aslında hep sevdim.
İki farklı hayatın tek bir yolda buluşması; birinin diğerini yok etmesi değil, her ikisinin de birbirine yer açmasıdır. 'Beni değiştirmek istiyor' savunmasının arkasına saklanmak, aslında 'ben sana doğru bir adım atmak istemiyorum' demenin kolay yoludur.
Örneğin; rüzgarlı bir havada yanındakinin üşüdüğünü görüp kapıyı kapatmak, senin özgürlüğünü kısıtlamak değildir; o kapının ardındaki iklimi beraber solumayı seçmektir. Eğer kapıyı açık tutmakta ısrar edersen, sadece kendi bildiğini okumuş olursun ama yanındakini kaybedersin.
Mesele birini kendine benzetmek değil; sevgiyi nezaketle, saygıyı fedakarlıkla besleyip bir orta yol inşa etmektir. Yanlış yapmasan da anlamaya çalışmak, 'biz olmayı' seçmektir. Kendi doğrularından milim esnemeyenlerin kurduğu her cümle, sevgi değil sadece bir 'idare etme' biçimidir. Ve idare edilen hiçbir gönül, o yolda menzile varamaz.
Sevmek bazen sadece bir 'iyi haber' mesafesidir.
Uzaktan, sessizce, sadece iyi olduğunu bilmek...
Ama merak, kalbin dinmeyen gürültüsü; nasıldır, gülüyor mudur?
Özlem; adı olmayan, tahliyesi imkansız bir misafir gibi yerleşiyor insanın içine.