Ramazan Gökce

Ki o dağ Ağaçsız ve yalnız Gökle alıp veriyordu. Rüzgârla ürperir gibi olurdu Beygirin derisi nasıl ürperirse boydan boya Dokununca.
Reklam
Bizimle aşkta olanların Eline su döksünler Çadırlarının önüne o küçücük Kilimleri sersinler
Bela üreten elim Nasıl davranır belalar içinde Sınamak için Uzanır okşarım saçlarını ey yarim Bakarım hoyrat ve âşık ellerime Bir gün sapsarı kesildim Öyle bir tabiat vardı ki gövdemde İnsanları görmezdim bile yanımdan Bir hava bulutu gibi geçerlerdi İçimden Gidip dağlara Kafa tutmak gelirdi Bir gün ben İri ve kaslı gövdem Sapsarı kesildim Hali harap bir dev çıktı önüme Gözlerini öyle açtı ki yüzüme ve ağlamış Sonra söyleştik
Ellerim yumruk dizlerimin arasında (tam üç yüz yıl) Etim etimin sızısını alsın diye Kalk çünkü sabah yıldızı Bir mızrak boyu yükseldi + iri ve zeki uçları nemli bir göz gibi +
Bir parça daha yükselen Bir parça küçülen Bir parça daha uzak duran yıldız Beygir ve yanında duran semeri Evin gerisinde yığınla odun - badem dalları Ve kuru alıç kökleri Ve ben o zaman bilmezdim halka Ateş gerektiğini
Reklam