Rahime

Başkalaşım
Süpürge otu. Yok yok anason. Daha yumuşak, daha yumuşak… Yasemin. Akşam mı oldu? Gün doğdu mu ki! Çok karanlık,  ne çok soğuk. Temmuzda değil miydik? Hep böyle rutubetli mi olurmuş burası? Zavallı anacığım… Çok kesif,  delip geçiyor adeta. Ah biraz kıpırdayabilsem. Çok dar. Güvercin ellerim ne olmuş size böyle?Saçlarım toz toprak, karnım da şiş sanki. Ayağım! Ayağımı bir şey kemiriyor. Ah Çok kesif,  çok kesif kokuyor... Güneşi batırmış, koşuyorum. Koştukça günahlarım dökülecekmiş gibi hissediyorum. Nefesim kesilyor,  nabzım hızlanıyor. Başarıyorum, suçluluk duygumu üzerimden atıyor gibiyim. Kalbim bir tek kan pompalamakla meşgul, beni yargılamaya vakti yok. İnsanlar bakıyor, anladılar mı ki? Yargılamaya hevesli gözlerle bakıyorlar, açık ettim kendimi. Gizleyemedim günahımı.  Çok kesif, çok kesif…  Işıklar alıyor gözmü, geç kaldım çok geç. Hangi yöne gidecektim ben. Yağmur mu damlayan üzerime. Sırılsıklamım. Hala niye bakıyorlar,  bir tek ben mi böyleyim. Şu adamı daha önce de gördüm, beni mi takip ediyor. Daha hızlı, daha hızlı…Bakmayın artık! Beni bana bırakın. En adi şekilde cezalandıracağım kendimi. Söz veriyorum ama korkuyorum.  Yağmur yağdı toprak kokmalıydı burası, bu ciğeri delip geçen ağır koku da ne?  Işıklar… çok fazlalar. Önümü göremiyorum. Ayaklarım dolaşıyor birbirine, göğsüm sızlıyor koşmaktan. Öksüremiyorum. Bir itki var içimde. Şimdi diyor bana. Ama korkuyorum. Şimdi! Korkuyorum! Şimdi…  Akıyor… Kıpkırmızı… yağmur alıp götürüyor. Görüyorum. Yıkıyor tüm hücrelerimi. Aklanır gibiyim. Ama olmuyor. Her yer insan, hala bakıyorlar. Kaldırıyorlar. Siyah giyiyorlar. Çok nazikler, güzel şeyler söylüyorlar. Gözleri de nemli sanki. Eniştem akşamdan kalma anason kokuyor, ablam da yasemin bırakıyor üstüme. Anacığımın üzerinde de süpürge otu bitmiş…  Çok
Reklam
Selam, 2019'dan geliyorum. Buralar baya bir değişmiş.
TAMAMLANAMAYAN
"Ah! Ne kadar güzel bir gün. Ne de güzel uyumuşum. Sabahı umut olan her gece, bir mükafat gibi deliksiz uyku çektiriyor insana. Sevgili Dün Gece, unutturma bu güzel mükafatına karşılık bir şiir yazacağım sana. Ama şimdi acelem var uzun bir yolculuğa çıkıyorum. 50 yıl... " Yukarıdaki paragrafı 9 ay 6 gün önce yazmıştım. Bir öykünün giriş paragrafı olarak yazdım ama devamını getiremedim bir türlü. Büyük bir istekle ara ara açıp defalarca okudum fakat devamını getirip nihayete kavuşturamadım ne yazık ki. Durum böyle olunca ben de halka açayım dedim. Belki birgün, birileri tamamlamak ister bu boynu bükük paragrafı diye... Kalsın burada.
Sayın İBB adaylarımızın ortak canlı yayını 16 Haziran'da imiş. O gün benim doğum günümdü... Şimdi tüm millet oraya odaklanacak ben unutulup gideceğim. Böyle de rol çalınmaz ki canım.
Nisan Ayı Hikaye Etkinliği
GÖNÜLSÜZ ŞAHİT Küfür sesleri geliyor hep.  Bağırmalar, çağırmalar, anırmalar, hırıltılar, iniltiler… İşlek bir sokağın, kuytu bir binasında ağlayan bir kadın, suçlayan bir koca… Yumruğunu sıkmış, çenesi titriyor. Hak etmediğini söylüyor. Bunun yaşayacağına ölseymiş daha iyiymiş diyor. Kadın mahcup. İşlek değil, kuytu bir sokak. Sokağın köşesinde etrafı kolaçan eden bir çift göz, ortasında ise yılların tecrübesiyle arabayı açmaya zorlayan bir çift el. Başarıyor. Bir çift kirli eliyle kullandığı arabaya, bir çift gözü de alıp uzaklaşıyor. Hiç utanmıyor. Dar bir sokak. Uzamış bıyıklarını dudağıyla kemirmeye çalışan çirkin bir surat. Cebinden beyaz bir toz çıkartıp uzatıyor. Rengi solmuş, gözleri morarmış, eti çekilmiş, kemikleri belirginleşmiş, hayatı henüz 17 yıldır yaşamış bir fidan eli titreyerek alıyor çirkin suratın uzattığı şeyi. Gözleri parlıyor,  can suyu verilmiş gibi çiçek açıyor fidan. Çirkin surat uzaklaşıyor, genç fidan can suyunu içiyor. Çok susamış, kana kana içiyor. Can suyu tüm hücrelerine yayılıyor, kemikli elleri titriyor, bacakları kasılıyor, gözlerinin feri sönüyor. Ruhu bedenine küsüp terk ediyor fidanı. Fidan pişman. Işıklı bir cadde. Sağa yanaşıyor bir araç. Vitrin tasarımını iyi yapmış bir kadın yaklaşıyor araca. Adam kadını süzüyor. Çoluğumun, çocuğumun rızkını vereceğim bari değsin diye pür dikkat inceliyor. Pazarlık yapıyorlar. Kadın kendine özel silahlarını kullanmaktan çekinmiyor, adam esriyor. Arabaya atlayıp devam ediyorlar,  adam heyecanlı, kadın buruk. Adama bakıyor midesi bulanıyor, kendine bakıyor midesi ağzına geliyor. Çocukluğu geliyor aklına, annesinin öpe okşaya büyüttüğü bu bedenin nasıl bu hale geldiğini düşünüyor. Kime kızıp, neye küfredeceğini bilemiyor. Herkese lanet okuyor. Palmiyeli bir bulvar. Mavi camlı plazanın
Reklam