Duke of Pleasure'da yine, önceki kitaplarda şöyle bir görünüp sonrasında kitabını çıkmasını deli gibi beklediğim bir karakterin hikayesini okudum. O da Alf. Gerçekten de Alf beklediğime değen biri oldu ama neden şaşırıyorsam? Bence Alf seride bir karakterin psikolojik olarak incelenmesinde Mickey O'Connor'dan sonraki en başarılı işlenen kişiydi. Alf'in kişiliğinden ödün vermeden kendini genç bir kadın olarak kabullenme çabaları hikayede ilmek ilmek ve sıcacık bir şekilde işlenmişti. Kendisinin çocuklarla olan ilişkisi de kalp ısıtan cinstendi.
BUNDAN SONRASI SPOILER İÇERİR!!!!!!!!!!!!!!!
Bundan önceki Ghost of St Giles hikayelerini ayılıp bayılarak okusam da maalesef macera ve aksiyon eksikliği gözden kaçmıyordu. Duke of Pleasure bu eksikliği harika bir şekilde kapattı. Nasıl ki Duke of Sin, Hoyt'un en karanlık hikayesiydi, Duke of Pleasure da yazarın en hareketli hikayesi olmuştur.
Unutmadan, hikayede Godric ve Meg'i görünce gözlerimden kalpler çıktı. Godric ile Alf'in ilişkilerinin baba-kız ilişkisine evrildiğini görüyoruz. Zaten Alf Godric'e aşık olduğunu söylüyor, ama zamanında kurtarmış olduğu bir kıza karşı hissettiği şevkat ve sevgi duyguları neyse Godric'e karşı hissettiği de odur. (Yine de farklı şekilde hissetse bile kızmazdım. Çünkü o Godric St John.)
Hele kitabın sonuna doğru Godric'in düke verdiği ayarlar ile oldukça güldürdü. Öte yandan Megs'in çifti birleştirme çabaları ve sonucunda kocasıyla ufak atışması tam evlere şenlikti :D Ama Hoyt yine her kitabında yaptığı gıcıklığı yapmış. Tamam, ağırlık Alf-Hugh'a ait ama ben Godric-Megs'in biraz daha yer kaplamasını isterdim.
Yalnız hikayede büyük eksiklikler de mevcuttu. Bunun için izninizle Hugh'u çekiştireceğim :D Bir kere Hugh'u sevdim. İnceliği ve değer vermesiyle Alf'e göre olduğunu çoktan