Zannetme bu dünya seninle döner
Sen yoksan saatler durur zannetme
Zannetme gidersen yıldızlar söner
Gelmezsen denizler kurur zannetme
Bir gün yorulursun yol bile olsan
Denize kadarsın sel bile olsan
Olmaz ya dikensiz gül bile olsan
Güller hep tomurcuk kalır zannetme
Azı karar çoğu zarardır nazın
Zorlarsan kırılır telleri sazın
Sonbahara kalmaz sıcağı yazın
Batan güneş gözüm alır zannetme
Sen ayrı sayfalar yazarsan bize
Sanma sensizliği alamam göze
Yalvarsan yakarsan gelsen de dize
Son pişmanlık çâre olur zannetme
Geceleyin otobüste ne yana gittiğini şaşırır insan
Ne zaman geceleyin düşşem yollara
Ne zaman camdan baksam karanlık
Göz uykulu, ben uyanık
Yüreğim sıkışır, aklım karışır
Senden uzağa mı, sana doğru mu gidiyorum
Bilemem...
Bir telaş alır beni, korkarım
Yaklaşmaya çalıştıkça mesafeler uzar diye Karanlıklar düşlerimi bozar diye, korkarım
Söyleyemem
Bir ışık görünür çok uzaklarda
Dağ başında birinin penceresi mi
Hasta mı var evde?
Neden yanar o ışık?
Kuşkular kemirir yüreğimi
Sevinçten uykuları kaçmış biri mi?
Güneşi mi bekler?
Seni mi?
Bilemem
Tek bekleyen ben değilsem
Ölmek isterim
Ölemem
Çiledir gecede yolculuklarım...
Yıldız Kenter 🎈
Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşağıya indirmek ve batırmak için kullanırlar..