İlk kitabın sonundaki o korkunç olayın ardından gelen Aaron, bu kitabımızda epey ön planda olan bir karakter. Çok kez herkese yardım etmiş ve bir sürü çocuğu kurtarmış, yazarın deyişiyle
Peri, Güneş Koleji'nde okuyan bir lise son sınıf öğrencisidir. Hiç arkadaşı yoktur ve okuldakiler tarafından sürekli ezilir, dışlanır. Okulun sahibinin kızı Bade Peri'ye zorbalıklar yaparken diğer öğrenciler de Bade'ye katılır.
İlk kitap bir cinayeti anlatarak başlar. Ardından 3 ay geriye döner, 3 ay boyunca neler olduğunu okur ve finalde yeniden mezuniyet gününü okuruz. 2. kitapsa sırların açığa çıktığı bir kitap. Konuyu böyle özetleyebilirim.
İlk kitaba başladığımda neler olacağını çok merak etmiştim. Katil kim, neden yaptı diye düşünürken kitabı bitirmiştim. Fakat sonunda bu merakım dinmemekle birlikte daha fazla kafa karışıklığıyla kaldım. Bu yüzden de maalesef 2. kitabı da merak ettim.
Maalesef diyorum çünkü ilk kitabı sevmiştim ve devamını okuyunca çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
Sayfamda geriye giderek ilk kitaba yaptığım yoruma bakabilirsiniz. Orada klişe olduğunu ama merak duygusunun kitabı sevdirdiğini anlatmıştım.
Ama 2. kitaptaki klişeler çok fazlaydı. Ayrıca merak da ettirmedi çünkü bir şey öğreniyoruz, yanlış çıkıyor. Sonra doğrusunu öğreniyoruz, yalan çıkıyor. Bir sır açığa çıkıyor, meğer öyle değilmiş. Aslında böyleymiş. Bunları okurken çok sıkıldım. Bir yerde Bade "Şaka mı?" diye tepki veriyor. Kitap boyunca ben böyleydim. Bir an önce bitsin diye okudum.
Beklentimin yüksek olduğu bu kitabı böyle yorumlamak istemezdim. Ama üzülerek söylüyorum ki tavsiye etmiyorum. Konusu ilginizi çektiyse siz isterseniz bakın. Keyifli okumalar dilerim. ️ instagram:
Veronika Ölmek İstiyor okuduğumda yazarın diline aşina olmasam da sevmiştim. Simyacı'yı merak etmemin en büyük sebebi de Coelho okumaya devam etmek istemem oldu. Bu kitapla birlikte yazım diline de alıştım. Sonuç için sabırsızlandığım değil yolculuğun tadını çıkarmaya çalıştığım bir dönemdeydim ve bu dönemde okuduğum Simyacı'da hissettiklerimi bulduğumdan da olsa gerek, çok sevdim.
Ana karakterimiz Santiago adında Endülüslü bir çoban. Koyunlarını sevse de gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi çok istiyor. Rüyasında Mısır piramitlerinin altında bir hazinenin onu beklediğini görünce piramitlere doğru yolculuğa çıkıyor.
Santiago'nun hazineyi bulmak için çıktığı yolculuk, kişisel menkıbesini gerçekleştirme uğraşına dönüşüyor. Piramitlere gidene kadar içindeki hazineyi keşfediyor. Dersler çıkarıyor, hayatında büyük yer edinecek insanlarla tanışıyor.
Kitap akıcı ve 185 sayfa olduğundan kısa sürede bitirdim. Bana bildiklerim dışında bir şey öğretmiş olmasa da yolculuklarımızın böyle bir kurguyla harmanlanmış olması güzeldi. Okurken epey keyif aldım. Beğenmeyen sayısı oldukça fazla ama ben beğenen taraftayım.
Okullarda ödev verilen bir kitap olduğundan belki birçoğumuz ön yargılı yaklaşıyoruz. Bu sefer bir ödev kitabı olarak değil de tavsiye olarak okuyun. Bol kitaplı günler dilerim.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2022246,3bin okunma
Evlilik, ebeveynlik, aile gibi kavramların ahlaksız görüldüğü bir dünyada insanlar şişelerde üretiliyor. Alfa, Beta, Gamma, Delta, Epsilon gibi insan sınıfları var ve hangi sınıfa dahil olduklarıyla
Geçmişe takılı kalmış aşıklar, terk edilenler ve terk etmek zorunda hissedenler, kendi hayatını aramak için yola çıkanlar... Defne ve Mert'in hikayesiyle başlayan kitabımız; Ayça, Ege, Rüya ve