Uzun süre ve ortalamanın epey üzerinde günlük kitap okuyan kişiler, çoklu düşünebildikleri için iç seslerini ayrıştırarak içinden çeşitli karakterler türetiyorlar.
Bu öyle bir hâle geliyor ki kişinin asıl benliği bu ayrışmış iç sesin ayrışık hâlde durması oluyor.
Karşılaşılan her yeni dengesizlik durumunda iç ses, karakterlerin rahat edeceği yeni bir iç dünya oluşturuyor. İç sesin bilinçten ayrı seyredememesi, bilincin isteği üzerine hareket etmesi kişiyi iç dünyasına hapsolmuş bir vaziyete getiriyor. Sosyal ilişkileri güçlendirmek bunun ölçülü şekilde var olmaya devam etmesini sağlarken doğru sosyal çevre yoksunluğunda iç sesi ayrışık kişi için iki tür durum söz konusu olur: Birincisi, istikrar vardır, benlik mutluluğa erer. İkincisi cehennem!