küçüktü ufacıktı
gerçeklere acıktı
hayatı desen
zaten acıklı
kelimelerden yalnızlığı sevdi
bir de buhran
aldırmayın siz ona
aklı zaten kaçıktı
konuşmazdı nevel
okumayı sökmüştü
hayatın anlamını
çok küçükken çözmüştü
ayten abla
evet büyük olabilirdi ondan
ilk aşkından sonra
hayatına küsmüştü
uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
şu üç günlük sevdalara inat
serserice değil adam gibi seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden
en çılgın kahkahalarına ortak olmadan
en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan
öyle uzaktan seviyorum seni
kırmadan
dökmeden
parçalamadan
üzmeden
ağlatmadan uzaktan seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni;
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum.