Mahir

küçüktü ufacıktı gerçeklere acıktı hayatı desen zaten acıklı kelimelerden yalnızlığı sevdi bir de buhran aldırmayın siz ona aklı zaten kaçıktı konuşmazdı nevel okumayı sökmüştü hayatın anlamını çok küçükken çözmüştü ayten abla evet büyük olabilirdi ondan ilk aşkından sonra hayatına küsmüştü
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sevmekten kendimi alamadığım hayatla, cazibesinden korktuğum ölümün arasındayım işte.
Anlatamayacağın şeylerin ağırlığıyla gözlerinin dolduğu, başını öne eğip ellerinle oynadığın o derdi hiçbir yere koyamıyorsun.
uzaktan seviyorum seni kokunu alamadan, boynuna sarılamadan yüzüne dokunamadan sadece seviyorum öyle uzaktan seviyorum seni elini tutmadan yüreğine dokunmadan gözlerinde dalıp dalıp gitmeden şu üç günlük sevdalara inat serserice değil adam gibi seviyorum öyle uzaktan seviyorum seni yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden en çılgın kahkahalarına ortak olmadan en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan öyle uzaktan seviyorum seni kırmadan dökmeden parçalamadan üzmeden ağlatmadan uzaktan seviyorum öyle uzaktan seviyorum seni; sana söylemek istediğim her kelimeyi dilimde parçalayarak seviyorum damla damla dökülürken kelimelerim masum beyaz bir kağıtta seviyorum.