Bir et parçasının önünde diz çökerek sadakat gösteren,
Timsah ağızlılara.
Ve insanı et yığını olarak gören ne kadar şizofren varsa,
Onlara,
Onların yanında duranlara,
Bir laf söylemek için ağız açmak bile büyük onur.
ben taşra çocuğuyum Reyyan
bizim evde
bir lisan iki lehçeyle konuşulurdu
çok sustum hep dinledim
şimdi içimde biriken ne varsa
bir bir dökülür oldu dilimden
o iki lehçe de karıştı birbirine
ve
şimdi ben
ağzımın
kenarında; her iki dudağım arasında dublaj gibi duran yorgun bir dille yazıyorum seni
yazarken Feqiye Teyran geliyor gözümün önüne
yüzüm kızarıyor biraz Reyyan
yüzüm...
yüzüme hekim arıyorum
bulamıyorum
bir stajyere denk geliyorum sonra
temmuz ortasında
ormanları yanarken ülkemin doğusundan batısına
dedim ki
tut ki sevgilim
eylül ayındayız
müzik galerisinden yayılırken Mem
yanımda sen
bir patikadan dicle nehrine inerken
hafiften çiselemeye başlayan yağmurla birlikte
kirlenmeye başlıyor beyaz ayakkabılarımız
....
yüzün akdeniz
portakal kokuyor saçların
gülüşün mart...
rağmen aramıza
eylül girse
ki biliyorum gülüşün ile yeniden yaratacaksın beni
ve ben daima bahar kalacağım sana sevgilim
-mahmut gören