geçen yine kısa saçlı bir düş kurdum
sen yüreğimin peygamberi olmuştun
ve inen ayetlerde aleyhime ilençler
oysaki
seni inkâr etmiyordum ben hiçbir dinde
-mahmut gören
buğday tenli
bakışları kahverenginin en koyu kuyusuna benzeyen
bir kadından bahsedeceğim size
lütfen kulak veriniz
gece karası saçları
hani içine bir damla mavi çalınmış cinsten öyle bir siyah
saçlarının arasından usulca süzülen kulaklık kablosu boynuna dolanan gümüş bir zincir gibi duruyordu
durunuz
size asıl gülüşünden bahsetmeliyim öyle bir gülüşü vardı ki
hani insanın göğüs kafesinde yıllardır büyüttüğü o paslı sızıyı bir anda dindirirdi
kazara o gülüşe denk gelen biri
bin yıldır kan ağlayan ortadoğuya mutlak bir barışın geldiğine
tüm silahların bir gecede sustuğuna yemin edebilirdi
düşününüz
kadın sadece gülüyordu
dudaklarının kenarında sömürge dertlerinden uzak apayrı bir coğrafya kuruyordu adeta
-mahmut gören
Sarıya çalarken Hevsel bahçeleri,
kafamın içinde Van Gogh darbelerinin sesi dağılıyor.
Ve başlıyor baş ağrım.
Hemen bir at çeviriyorum.
Aman Allah’ım…
Otobüs durağında bir kadın.
At durdu; kredi kartı geçiyor mu diye sordum.
“Hayır” yanıtını alınca durağa geçtim.
At bahane; kadın çok güzel.
Baş ağrısı, kalbimin ağrısının gerisinde kalıyor.
Dedim ya, kadın çok güzel.
Yüzü, yağmurla birlikte bilmem kaç km hızla esen rüzgârlı bir günün ardından gelen gökyüzü berraklığını anımsatıyordu.
Ve bir de…
Şarap renginde çantası vardı kollarında; öyle güzel duruyordu ki…
Bu anı gören biri, determinizmin estetik kanıtıdır derdi.
Dahası: çantasından sarkan bir kiraz maketi…
Rahman Suresi’nin ritmik ayeti gibiydi.
Yüce Rabbim…
Bu kadın, Senin varlığının kanıtıdır — inanmayana bile.
Mahmut Gören'in kelimeleri, hem hüzünlü bir aşkın içinde savruluyor hem de bu toprakların kültürünü, sesini, kokusunu taşıyor. Okurken bazen bir türkünün içindeymiş gibi hissediyorsun, bazen de bir mektubun satır aralarında kayboluyorsun.
Bence şiirlerdeki duygular sade ama derin. Ne fazla süslü, ne kuru. Tam kararında bir içtenlik var.
Bazı dizelerde insan kendi geçmişini, kendi kayıplarını buluyor sanki. “Ben de böyle hissetmiştim” dedirten bir samimiyet var her sayfada.
Dardağan, sadece okunacak değil; hissedilecek, sindirilecek bir kitap. Aşkın, özlemin ve kültürün birbirine karıştığı o tatlı hüznü seven herkesin kalbine dokunacaktır.
Şairin genç yaşına rağmen böyle içtenlikle yazması takdire şayan, eminim hakettiği değere ulaşacaktır. Mr Poet
Okuyun, okutun.
DardağanMahmut Gören · Red Yayınları · 20253 okunma