Mr Poet

Mr Poet
@Mahmut21_
ben Kafkanın Milenaya hüznüyüm...
Yeraltı şiiri yazma
Lisans
Bir şiirin gölgesi
14 okur puanı
Haziran 2023 tarihinde katıldı
bkz
ne zaman karanlık çöker başlar yürek hüznüm bakmayınız marta nisana mayısa metanetimi çoktan yitirdim ben bakınız Ortadoğu’ya bakınız gözlerime
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
LOREN’ E
Sana bu dizeleri akşamın kederinden yazıyorum Loren; Hani o en sevdiğin, taşları tarih ve hüzün kokan şehirden. Gittiğin andan beri mısra akıyor ellerimden; Gidişin mürekkep, ellerim kalem, özlemim koca bir şiir... Rutin bir hayatın olağanüstü acılarından geçtiğim doğrudur. Bak, dünya yine o bildiğin yorgun dünya. Manşetlerde hep aynı soğuk harfler; borsa grafikleri yükseliyor, insanlık onuru alçalıyor. Siyasetçiler uzun nutuklar atıyor, diplomasi masalarında barış bir pazarlık nesnesi. Kuzeyde buzlar erirken, güneyde kum fırtınaları genzimizi yakıyor. Ortadoğu’da yine savaş... Toprak kana doymuyor ve çocuklar, gri bulutların arasında uçurtma uçuracak bir boşluk arıyor. Dünyanın kalbi tekliyor Loren, bir ritim bozukluğu var bu koca kürede. Ben ise tüm bu hengamenin ortasında, pusulamı şaşırmış bir gemi gibi, Seni hep o Gazi Caddesi’nde beklerim. İnsanlar yanımdan telaşla geçer, otomobil kornaları birbirine karışır; Dünya yıkılsa dönüp bakmam, benim gözüm o köşeyi dönecek olan gölgende. Kalabalığın içinden geçmeyen o tek adım sesine tutunurum. Bir de kırlangıçlar var, ah Loren, görmelisin! Çocukluğumdaki masumiyetin nişanesi gibi, evin avlusuna yuva kurmuş biri. Ne zaman yavrularına ağzında yemle gelse, senin gülüşün takılıyor kalbime. O an sanki dünya duruyor; savaşlar bitiyor, sınırlar kalkıyor. Ama sonra... Yine o bildiğin sızı. İnşirah ya Rabbi, İnşirah! Çünkü içimde Kristal Geceler, içimde Hiroşima, İçimde Srebrenitsa ve kanayan bir Ortadoğu var. Acı coğrafya tanımaz Loren; haritalar yanınca herkes aynı dili konuşur. Benim içim Kanlı Pazar, içim Kara Perşembe... Takvim yaprakları dokundukça kanıyor adeta. Menekşe kokulu asfalt, siyahı saçlarına takılı şahmeran tokan
Durağüstü
Sarıya çalarken Hevsel bahçeleri, kafamın içinde Van Gogh darbelerinin sesi dağılıyor. Ve başlıyor baş ağrım. Hemen bir at çeviriyorum. Aman Allah’ım… Otobüs durağında bir kadın. At durdu; kredi kartı geçiyor mu diye sordum. “Hayır” yanıtını alınca durağa geçtim. At bahane; kadın çok güzel. Baş ağrısı, kalbimin ağrısının gerisinde kalıyor. Dedim ya, kadın çok güzel. Yüzü, yağmurla birlikte bilmem kaç km hızla esen rüzgârlı bir günün ardından gelen gökyüzü berraklığını anımsatıyordu. Ve bir de… Şarap renginde çantası vardı kollarında; öyle güzel duruyordu ki… Bu anı gören biri, determinizmin estetik kanıtıdır derdi. Dahası: çantasından sarkan bir kiraz maketi… Rahman Suresi’nin ritmik ayeti gibiydi. Yüce Rabbim… Bu kadın, Senin varlığının kanıtıdır — inanmayana bile.
tam da saat üçü yedi geçerken kasım kısılan gözlerle karamsar bir bakış attı bana karanlık giderek soğumaya başladı kar yağmaya başladı yüreğime
+ "O gün ırmağı geçmeyecektin Mahmud. O gün o ırmağı geçmeyecektin. Şimdi çaresiz olmazdık böyle.." - "Şimdi sevdasız olurduk.."
Alıntı