"Bugün hava güzel, değil mi Reyyan? Belki denize sınırımız yok ama Dicle'ye seni anlatabilirim mesela. Kendimden bahsederken kısa kısa... Ağladığını da fark etmeyiz, ne de olsa."
"Peki ya sular yükselirse Mam?"
"O zaman Elazığ'a yağmur yağıyordur... Meseleyi Hazar Gölü'ne bağlayacağız."
"Sonra Mam?"
"Halid Bin Velid'in işgal ettiği surlara çıkarız. Hayır, lütfen! Reyyan, aklından bile geçirme, sana sarılmayacağım; hava güzel."
"Rüzgâr var ama Mam."
"Olsun, saçların yine çok şık... Biliyor musun, dün gece aklıma geldin, acıktım."
"Biliyorum, yine saçmalıyorum ama sen de güzelsin be kadın, itiraf et! Surlara çıkmaya yeltenen karıncalara bakar mısın Reyyan? Nedense benim aklıma kapitalizm geliyor, sosyalizm gelmesi gerekirken..."
"Selamünaleyküm Amca."
"Aleykümselam oğlum."
"Yaşlılık nasıl bir his?"
"Korkunç!"
"Reyyan, ben bu ülkede ötanazinin yasal olması gerektiğini düşünüyorum."
"Saçmalama Mam, İslam'a göre haram."
"Ama Reyyan... Tamam, sustum. Bu arada geçen bir şair tanıdım; Venedikli. Yazdıkları hoşuma gitti..."
"Ve hassas ve nazik olan bazı erkekler
Aynı zamanda güçlüdür de
Ve kaba ve sert olan bazıları da korkaktır."
"Ne demek istediğini uzun uzun anlatmaya gerek yok, değil mi?"
"Hayır, hayır, anlıyorum Mam."
"Peki o zaman benim gitmem gerekiyor, beni bekleyen bir kitap var."
"Şu otobüs gidiyor, binebilirsin Mam."
"Hayır; ben gemi çevireceğim, hava güzel."
-mahmut gören