Rahip Barfod yararlı, zararlı hayvanlar üzerine kitaplarda öğretilen şeylerin pek üstünkörü olduğunu söylüyordu: “Hiçbir hayvan yoktur ki, zararlı olsun. Hayvan türleri birbirlerini dengede tutarlar. Çok karga vurursanız fareler gemi azıya alır; tilkinin kökünü kazırsanız sincaplar çoğaldıkça çoğalır, tehlike başlar; çünkü ötücü kuşları yok ederler ormandan. Ötücü kuşlar kalmayınca da böcekler meydanı boş bulurlar. Hayır hayır, doğa ne yaptığını bilir; ayarlar, kendini yönetir.”
Neden boyuna ilerlemem gerekti, adım adım? Çocukken buralarda zıplar, seğirtir, otlara dayardım yanağımı, otlarla dost olmak için. Evet, aslında o kadar çok da olmadı; kaç ömür geçti ki aradan? Fakat o otlara, o yollara, bütün o şeylere ne oldu böyle? Dolaşıyor, otları başka gözlerle görüyorum; yani bana ne oldu böyle? O çocuk yok şimdi; doğru! Ama o insanlar var, buradalar, hep aynı insanlar. Şimdi kötü bir insanım; bir ot sapına yanağımı değdirecek olsam kahkahayla gülesim geliyor.