Erkek kadını bir kale gibi fetheder, sonra o kalenin esiri olarak yaşar.
Sanılanın aksine kadınlar daha pragmatik, erkekler daha hayalci.
Kadın, erkek gibi yok edici olamaz. Çünkü bir insan doğurmanın ve yetiştirmenin ne demek olduğunu bilir. Erkek gibi dölleyip yoluna gitmemiştir o. Çocuk doğurmanın acısını, sancısını çekmiş, canından can kopmasının şiddetini yaşamıştır. Sonra o çocuğu emzirmiş, beslemiş, yirmi yıl üstüne titremiştir. Belki de ileride, bu çıldırmış dünyayı kadınlar düzeltecek.
Bir toplumda en büyük iki tehlike; gerçekle olan ilişkinin kesilmesi ve ahlaki kavramlarım yozlaşmasıdır.
Ütopyaları öldürdüler, şimdi distopyalar çağındayız.
Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.
Kötülük aptallıktan beslenir.
Bir insan, kendisine yapılan kötülükleri karşısındakilere aynen uygularsa doğru davranmış olur mu?
İnsan soyu hem iyi hem kötü.
Merhamet keskin bir kılıç; gösterin kabzasından tuttuğu ama karşı tarafı yaralayan bir silah.