Esl

Esl
𝕋𝕦𝕥𝕥𝕠 𝕡𝕒𝕤𝕤𝕒
389 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
9/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Merhaba Sevgili Okur.. İbrahim Kalın’ın "Gök Kubbenin Altında" eseri, modern insanın anlam arayışına, medeniyet tasavvuruna ve varlık felsefesine dair derinlikli bir perspektif sunan denemelerden oluşuyor. Kitabın merkezine "insanı" ve onun evrendeki konumunu yerleştirir. Kadim hikmet geleneğinden beslenerek, insanın sadece biyolojik bir varlık olmadığını, gök kubbenin altında bir "emanet" taşıdığını hatırlatıyor. Kendini bilmenin, evreni bilmenin ilk adımı olduğunu vurguluyor. Kitap, "yerli" bir düşünce dünyasından yola çıkarak evrensel hakikatlerin peşine düşüyor. Yazar, modern dünyanın insanı mekanikleştirdiğini ve maneviyattan kopardığını savunur. Modernitenin sunduğu "hız ve haz" kültürünün, insanın iç derinliğini yok ettiğini belirtir. Kitap, bu krizden çıkış yolunun köklere dönmek ama orada çakılı kalmamak olduğunu ifade ediyor. Kalın, Doğu ve Batı arasındaki ilişkiyi bir çatışmadan ziyade, bir "idrak meselesi" olarak ele alıyor. Kitapta sanatın sadece süsleme değil, hakikate ulaşma aracı olduğu vurgulanıyor. Gök Kubbenin Altında, okuru gündelik hayatın sığlığından çıkarıp; tarih, felsefe ve tasavvufun imbiğinden geçmiş bir tefekküre davet ediyor.. Bu kitap, okuyucuya şu soruyu sordurur: "Elimizdeki tüm teknolojik imkanlara rağmen, ruhumuz neden hala aç?" Cevabı ise kadim geleneğin modern bir dille yeniden yorumlanmasında buluyor: Gök kubbenin altında her şey birbiriyle bağlantılıdır; birini incitmek, bütünü incitmektir. "Modern insan, dünyayı bir otel odası gibi kullanıyor; geçip gidiyor ama oraya ait hissetmiyor. Oysa gök kubbenin altı bir sürgün yeri değil, bir imtiyaz ve sorumluluk alanıdır. Varlıkla kurduğumuz ilişki bir mülkiyet ilişkisi değil, bir emanet ilişkisidir. İnsan, kainatın efendisi değil, onun en şuurlu hizmetkârıdır." Diyip kitapla sizi başbaşa
1000Kitap
Gök Kubbenin Altındaİbrahim Kalın · Mecra Kitap · 20221,704 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·200 syf.·
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Merhaba Sevgili Okur. Jules Payot’nun İrade Terbiyesi kitabı kişisel gelişim dünyasının en köklü ve ciddi eserlerinden biri kabul ediliyor. Payot’ya göre iradesizlik bir kader değil, bir hastalıktır ve tedavi edilebilir. İnsan zihni sürekli olarak "haz arayışı" ve "çaba harcamaktan kaçış" arasındadır. Büyük başarılar anlık ilhamlarla değil, her gün sabırla işlenen küçük alışkanlıklarla geleceğini vurguluyor. İrade bir yetenek değil, duygularla yönetilen bir alışkanlıktır. Sadece "istiyorum" demek yetmez; zihnini bir bahçıvan gibi her gün ayıklaman gerekir diyor. Bu kitap size "mutluluk formülleri" vermiyor; aksine, çalışmanın kutsallığını ve kendi zihnimizin efendisi olmanın zorluğunu anlatıyor. Eğer odaklanma sorunu yaşıyorsanız ve potansiyelinizi gerçekleştiremediğinizi hissediyorsanız, Payot size modern bir "disiplin kılavuzu" sunuyor. Ve son olarak;İrade bir ilham perisi değildir, bir kaldıraçtır. Sen bastıkça güçlenir....
Duygu ve Düşünce
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
Puan vermedi·168 syf.·
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Merhaba Sevgili Okur... İrem Yaşar bu eserle, okuyucusuna bir "kişisel gelişim" vadi sunmuyor; aksine, gelişim denilen şeyin dışarıya bir şeyler eklemek değil, içerideki tozlu katmanları kazımak olduğunu gösteriyor. Yazar, eksiklik hissini sadece bireysel bir sorun olarak görmüyor; bizi geçmişimize, çocukluğumuza ve koptuğumuz bağlara geri götürüyor. Ağır psikolojik terimler yerine, karşısında dertleştiği bir dostu varmış gibi yazıyor. Bu da anlatılanları "teori" olmaktan çıkarıp "tecrübe" haline getiriyor. Kitap boyunca okuyucuya sık sık "Dur ve bak" diyor. Modern dünyanın hızında unuttuğumuz o "kendini görme" eylemini bir zorunluluk olarak önümüze koyuyor. Kitabın duygusal dokusu, okuyucuya şu teselliyi veriyor: Yalnız değilsin, eksik hissetmen seni kusurlu değil, insan kılıyor. O eksiklik aslında bir boşluk değil, yeni bir "ben" için açılmış bir alandır belki de. Eksik Bir Şey mi Var?Eksik Bir Şey mi Var? dışarıdaki gürültüyü susturup içindeki fısıltıyı duymak isteyenler için bir pusula niteliğinde. Eğer hayatınızda her şey yolunda gitmesine rağmen kalbinizde bir sızı varsa, İrem Yaşar o sızının adını koymanıza yardım ediyor. Keyifli Okumlar... Kitapla Kalın...
Duygu ve Düşünce
Eksik Bir Şey mi Var?İrem Yaşar · Küsurat Yayınları · 2022432 okunma
8/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Merhaba Sevgili Okur... Hayata Dön, aslında bir kadının ruhundaki enkazın altından tırnaklarıyla kazıyarak çıkışının, bir "yeniden doğuş" adıdır. Gülseren Budayıcıoğlu bu kitapta bize sadece bir hastanın iyileşme sürecini anlatmaz; terk edilmiş, hor görülmüş ve ruhu defalarca zedelenmiş bir çocuğun, yetişkin bir kadının gövdesinde nasıl sessizce ağladığını gösterir. Kitabın başında karşımıza çıkan Ala, yaşayan bir ölü gibidir. Bakışları boş, saçları birbirine karışmış, dünyayla bağını koparmış bir gölge... Onun bu suskunluğu aslında dünyaya haykırdığı devasa bir çığlıktır. Ala’nın hikayesini okurken, bir insanın sevgisizlikten nasıl kuruduğunu, ruhunun nasıl kış uykusuna yattığını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.. :( :( ​Kitabın en can yakıcı noktası, Ala’nın annesiyle olan ilişkisidir. Bir çocuğun en güvenli limanı olması gereken "anne" figürünün, nasıl bir fırtınaya dönüşebileceğini görürüz. Ala, o limanda boğulmuş bir çocuktur. Okurken şunu düşünmeden edememiyorsunuz."İnsan, en çok sevmesi gerekenler tarafından yaralandığında, iyileşmesi bir ömür sürer." ​"Hayata dönmek, sadece nefes almak değil; o nefesi ciğerlerinde hissederken artık acımamasıdır." Bu kitabı okurken sadece Ala’ya üzülmüyorsunuz kendi çocukluğunuza, kendi gizli yaralarınıza ve belki de hiç kimseye anlatamadığınız o "eksiklik" hissinize dokunuyorsunuz. Kitap size şu gerçeği fısıldar: Ne kadar derine gömülürsen gömül, içinde bir yerlerde hala kurtarılmayı bekleyen o küçük çocuk yaşıyor. ​"Hayata Dön", acının içinden geçmeden huzura kavuşulamayacağını anlatan, hüzünlü ama sonunda umut vaat eden bir kitap. Beni derinden yaralayan kısmı ise böyle olayların gerçekle yaşanmış olması. ve hala bilmesek de, bazı insanların bu durum içerisinde olabilmesi ve böyle bir durumdan çıkmak için çaba sarf
Duygu ve Düşünce
Hayata DönGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202013,9bin okunma
10/10
·129 syf.·
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Merhaba Sevgili Okur... Aylin Balboa, bu eserinde okuru modern edebiyatın en samimi "iyileşme" yolculuklarından birine çıkarıyor. Kitap, bir ayrılığın ardından tutulan yasın, sadece hüzünden ibaret olmadığını; içinde öfkeyi, kahkahayı ve en çok da kendini yeniden inşa etmeyi barındırdığını kanıtlıyor. Balboa’nın en büyük gücü, trajikomik anlatım tarzında gizli. Okur, bir sayfada anlatıcının kalbinin kırıklığına üzülürken, bir sonraki cümlede karşılaştığı absürt bir benzetmeyle kahkaha atabiliyor. Yazar, acıyı kutsallaştırmak yerine onu hayatın sıradan, biraz da "sakil" bir parçası haline getiriyor. Kitaptaki "Osman" figürü, aslında ete kemiğe bürünmüş bir karakterden ziyade, anlatıcının geçmişine, hatalarına ve sevme biçimine tuttuğu bir aynadır. Osman’a hitaben yazılan bölümler, aslında yazarın kendi iç sesiyle yaptığı sert ama şefkatli kavgalardır. Bu yönüyle kitap, okura kendi "Osman"larını hatırlatır. ​Kitap boyunca bir kadının duygusal dönüşümüne tanıklık ediyoruz. İnkar ve Öfke,Pazarlık,Kabullenme,gerçekle yüzleşmeyi görüyoruz. Bu Hikaye Senden Uzun Osman", sadece kalbi kırıklar için değil, insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve insanın dayanıklılığını anlamak isteyen herkes için edebi bir teselli niteliğinde.. Balboa, "her şey bittiğinde bile hayatın devam ettiği" klişesini, edebiyatın en özgün ve içten haliyle yeniden tanımlıyor. ​"Sonuçta dünya dönmeye devam ediyordu ve Osman, bu koca dünyanın içinde sadece küçücük bir detaydı.". Kitapla kalın...
Duygu ve Düşünce
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,4bin okunma