Ahmet adında emekli elektrik mühendisi olan bir karakterimiz var ve komşusunun evinde cinayet işleniyor. Bunun üzerine haber yapmak isteyen bir gazeteci genç kız olay yerine gelip çevreden bilgi toplamaya çalışıyor, bu sırada Ahmet'le tanışıyorlar. Ahmet anlattıklarıyla kızın ilgisini çekiyor. (tabii gazeteci kızımız Ahmet'ten duyduklarını hiçkimseden duymadığı için tekrar tekrar geliyor)
Ahmet'in bir de yardımcısı var; ev temizliği, yemek gibi günlük işlerle ilgileniyor. Yardımcısı arada bir oğluna (Muharrem) ders vermesi için Ahmet'in yanına getiriyor ama bu çocuğun bir akraba tecavüzü ile olması sebebiyle zihinsel engeli var.
Tekrar gazeteciye dönüyorum.. Ahmet gazeteci kızın yanında kalması için kardeşinin hikayesini sunuyor, kız istemese de merakına yenik düştüğünden ötürü bir gün hikayeyi dinlemek için Ahmet'in evinde kalmayı kabul ediyor ve köpeğin onu yaralamasıyla beraber birkaç gün daha orada bulunmak zorunda kalıyor. Bu sırada Ahmet'in ikiz kardeşi olan Mehmet'in başından geçenleri öğreniyoruz..
***
Ahmet'in ikiz bir kardeşi var adı da Mehmet. Ahmet küçük yaşlarda ailesiyle birlikte geçirdiği trafik kazasında annesi ve babasını kaybediyor, ikiziyle beraber hayatta kalıyor. Ahmet'in en dikkat çeken yönü bence hissizliği ve kimseye dokunamaması. Hissizlik dediğim, duygusal olarak hiçbir şey hissedemiyor. Kardeşi ise siyasete bulaşmak, aşık olmak, haksız yere tutsak yaşamak gibi birkaç nedenden ötürü travmalarla dolu bir karakter.
***
Kitabın sonunda Ahmet kendi tasarladığı sarılma makinesinin yaptığı aşırı basınç sonucu hayatını kaybeder. Geriye sadece gazeteci kıza bıraktığı mektup kalmıştır. Mektupta Ahmet'in aslında yıllar önce yaşanan trafik kazasında hayatını kaybettiği, asıl adının Mehmet olduğu, Arzu Kahraman cinayetini işleyen kişinin ise Muharrem
"Herkese,her şeye, her gelişmeye karşı derin bir kayıtsızlık içindeydim. İşte beni özetleyecek cümle ancak bu olabilirdi. Kayıtsızlık durumu, katıksız özgürleşme."