Mahsum DAĞ

Mahsum DAĞ
@Mahsum4726
Öğretmen
13 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
Puan vermedi·218 syf.··
2024 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2024 10:26
Yaz geldiğinde şehirdeki insanlar yazlık evlerine gitmeye başlar. Bu nedenle, kahramanımız çok yalnız hissediyor. Bu yüzden dolaşmaya başlar. O kadar çok yürüyor ki şehir dışında, bu sefer kırsalda dolaşmaya başlar. Gece şehre dönerken nehir kenarındaki korkuluklara yaslanmış ağlayan bir kız görür. Kızın yanına gider ama kız korkup karşıdan karşıya geçince vazgeçer ve yürümeye devam eder. Ama sarhoş bir adamın kızı rahatsız ettiğini gördükten hemen sonra kahramanımız kızın yanına gider ve onu kurtarır. Sonra kız ona minnettar olduğu için konuşmaya başlar ve yürümeye devam ederler. Kızın adı Nastenka ve on yedi yaşındadır. Kahramanımız Nastenka’ya eve kadar eşlik ederken, ona neden nehir kıyısında ağladığını sorar. Nastenka kendini tanımadığını ve eğer bilirse neden ağladığını anlatacağını söylüyor. Böylece ertesi gece aynı yerde tekrar buluşmak üzere sözleşirler. Kahramanımız çok mutlu, ilk defa bir kadına bu kadar yakınlaşıyor. O kadar heyecanlı ki, bir sonraki geceyi sabırsızlıkla bekliyor. Ertesi gece geldiğinde, konuşamadan Nastenka, arkadaş olabilmeleri için ona asla âşık olmaması gerektiği konusunda onu uyarır. Bunu kabul eder ve böylece aralarında bir dostluk başlar. Kahramanımız hikâyesini anlatmaya başlar. Ne kadar yalnız olduğunu, sekiz yıldır Petersburg’da yaşamasına rağmen hiç arkadaşı olmadığını ve günlerini evde tek başına hayal kurarak geçirdiğini anlatıyor. Konuşmasını bitirdiğinde Nastenka ona onu asla bırakmayacağını söyler. Böylece kendi hikâyesini anlatmaya başlar. Ailesi genç yaşta öldüğünde, Nastenka kör büyükannesiyle kalır. Bir keresinde büyükannesine itaatsizlik etti ve iki yıl boyunca Nastenka’nın elbisesini kendi başına tutturmuştur. Bu sebeple kendi yalnızlığına da mahkûm olmuştur. Başka bir geliri olmayan Nastenka ve büyükannesi, geçen yıl
İnceleme
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2024 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2024 13:37
Olay 1976 Haziranında Paris'te bir metroda geçmektedir. Yazar, romana tablodaki bir resimden söz ederek başlamaktadır. Tabloda, deniz ve o maviliğin üstündeki gemi bulumaktadır. Yazar, bu tabloya hayran kalmıştır. Metroda bu tabloyu seyrederken gözleri, son derece ilgi çeken bir adama takılır ve bu bu adamı takip etmeye başlar. Bu takip neticesinde her ikisi Hubert Hugles sokağında karşı karşıya gelirler. Yazar,türlü yollarla bu adama yaklaşmaya başlar. Adamın yabancı olduğunu sezer ve ona yardımcı olmaya çalışır. Bu yardımlaşma sonucunda her ikisi dost olurlar. Adamın amacı, Paris'te direnişçilerin adını taşıyan 39 cadde ve sokağı gezmektir. Bu arada yazar ile yabancı arasında koyu bir muhabbet başlar. Yabancı adam, yazarın sorularına yanıt vermeye çalışır ve ona Pariste dört gün kalacağını söyler. Bunun üzerine yazr ondan Paris'te kalacağı dörrt gün içinde hayat hikayesini anlatmasını ister. Yabancı bunu kabul eder. Yabancının kaldığı otel odasına giderler ve yabancı hayat hikayesini anlatmaya başlar. Olaylar bir Osmanlı prensesinin aklını yitirmesiyle başlar . Kitabdar adlı Acem doktor tedavi amacıyla onu Adana'daki evine götürür. Onu seviyordur ve bu güzel kızla evlenir. Bir çocukları olur.Her türlü düzene isyan eden bu prens bir gün Adana'da çıkan ayaklanmalar nedeniyle en iyi arkadaşı olan Nubar adlı bir Ermeni ile Lübnan, Beyrut'a gider. Burada Nubar'ın kızı ile evlenir, bir kızı ve iki oğlu olur. Karısı oğlu Salem'i doğururken ölür. Kitabın asıl kahramanı prensin babasının adını verdiği oğlu Kitabdar'dır. Kitabdar, isyan manasına gelmektedir. Oğlunun bir ihtilalci olmasını isteyen babası ona bu sebeple bu ismi vermiştir. Kitabdar babasının onun hakkındaki tüm düşüncelere rağmen bir doktor olmak istiyordur. Ablasınında yardımıyla onu ikna ederek Paris'e tıp
Hisler
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2024 13:47
Çocuk kitaplarının naifliğini ve çocukların dünyasındaki o hassas ve narin gücün bașarabildiklerini okumayı seviyorum. Kitapta konumuz 'engeller'... Melody engelli vücuduna hapsolmuş 11 yaşında bir çocuk. Fakat zihni, algıları ve düşünceleri sonuna kadar sağlıklı ve gelişmiş. Bence kitapta asıl anlatılan, Melody'nin engelleri değil, bizim sözde 'normal' olanların engelleri... Kendini aşamayan egomuz, ön yargılarımızın set kurduğu o yüksek duvarlar, 'normal'e olan o takıntılı halimiz... Bütün bu engellerin bize neler kaybettirdiğini anlatıyor aslında kitap... Melody' nin anlatamadıkları değil aslında konu, bizim yani 'normallerin' anlayamadıkları... Parlak bir zihnin önüne koyduğumuz çürümüş ve kokmuş duvarlardan ibaret aslında her şey... Melody'nin seslerin rengini görebilen o muhteşem zekasını görememek bizim suçumuz, onun fotografik hafızasını fark edememek, fark edildiğinde ise bedensel engeli yüzünden 'hak etmediğini', bu sosyal düzene ait olmadığını düşünme gafletine düşmek bizim ayıbımız... Hareket bile edemediğiniz bir hücrede, ses geçirmeyen duvarlar eşliğinde yaşamaya çalıştığınızı hayal edin. Ya da ölü zannedilerek mezara gömüldüğünüzü... Melody tam olarak bunları yaşıyordu. Işlevsiz bedenin ardında, çığlık atan bir zihni vardı. Ve o her şeye rağmen o çığlıkları duyurabildi. Kaçımız bu kadar güçlü olabilir? O mezarda nefes almayı başarabilir? Melody başardı. Fakat acıklı kısmı buna bile katlanamayanlar oldu. Sosyal olarak onlarla aynı yerde bulunmak istemeyenler oldu. Ya da ikiyüzlülükle bundan prim kazanmaya çalışanlar. Farklılaștıranlar. Kameralara oynayanlar... Oluyor. Olacak. Melody'ler o kadar çok ki... Anlamayı beceremediğimiz o kadar çok Melody var ki... O kadar çok kaybımız, ayıbımız... Ön yargılarımız... Oysa onlardan öğrenecek ne çok
Hisler
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Yayınları · 202039,7bin okunma
Özet
Puan vermedi·280 syf.··
2024 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2024 13:29
Ahmet adında emekli elektrik mühendisi olan bir karakterimiz var ve komşusunun evinde cinayet işleniyor. Bunun üzerine haber yapmak isteyen bir gazeteci genç kız olay yerine gelip çevreden bilgi toplamaya çalışıyor, bu sırada Ahmet'le tanışıyorlar. Ahmet anlattıklarıyla kızın ilgisini çekiyor. (tabii gazeteci kızımız Ahmet'ten duyduklarını hiçkimseden duymadığı için tekrar tekrar geliyor) Ahmet'in bir de yardımcısı var; ev temizliği, yemek gibi günlük işlerle ilgileniyor. Yardımcısı arada bir oğluna (Muharrem) ders vermesi için Ahmet'in yanına getiriyor ama bu çocuğun bir akraba tecavüzü ile olması sebebiyle zihinsel engeli var. Tekrar gazeteciye dönüyorum.. Ahmet gazeteci kızın yanında kalması için kardeşinin hikayesini sunuyor, kız istemese de merakına yenik düştüğünden ötürü bir gün hikayeyi dinlemek için Ahmet'in evinde kalmayı kabul ediyor ve köpeğin onu yaralamasıyla beraber birkaç gün daha orada bulunmak zorunda kalıyor. Bu sırada Ahmet'in ikiz kardeşi olan Mehmet'in başından geçenleri öğreniyoruz.. *** Ahmet'in ikiz bir kardeşi var adı da Mehmet. Ahmet küçük yaşlarda ailesiyle birlikte geçirdiği trafik kazasında annesi ve babasını kaybediyor, ikiziyle beraber hayatta kalıyor. Ahmet'in en dikkat çeken yönü bence hissizliği ve kimseye dokunamaması. Hissizlik dediğim, duygusal olarak hiçbir şey hissedemiyor. Kardeşi ise siyasete bulaşmak, aşık olmak, haksız yere tutsak yaşamak gibi birkaç nedenden ötürü travmalarla dolu bir karakter. *** Kitabın sonunda Ahmet kendi tasarladığı sarılma makinesinin yaptığı aşırı basınç sonucu hayatını kaybeder. Geriye sadece gazeteci kıza bıraktığı mektup kalmıştır. Mektupta Ahmet'in aslında yıllar önce yaşanan trafik kazasında hayatını kaybettiği, asıl adının Mehmet olduğu, Arzu Kahraman cinayetini işleyen kişinin ise Muharrem
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,4bin okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2024 4. kitabı
Doğan Cüceloğlu'nun bir imza gününde sona doğru yaklaşmışken bir kadının kendisine gelip bir şiir vermesiyle başlıyor kitabımız. Tabii o sıra o meşgullük içerisinde şiiri hemen okuyamasa da sonradan otele dönünce okumaya başlıyor ve şiiri çok beğeniyor. Kağıtta yazan ismi yani Saniye Çelik 'i arayarak bir görüşme talep ediyor. Çünkü bu şiiri yazdıran olayları merak ediyor. Saniye Çelik ile bir görüşme ayarlanıyor. Daha çok soru cevapla geçen bu sohbet kitabı oluşturuyor. Saniye Hanım'ın hayatı ve şiirleri bu kitapla birlikte ezilen tüm kadınların sesi oluyor. Birazcık mutlu olurum umuduyla sabredilen her şiddet, her mutsuzluğun doğuracağı sonuçlar veriliyor. Saniye'nin annesi babasının ikinci eşidir. İlk eşi Hatice hanım, kendisine kuma gelmesini kaldıramamış ve çocuklarını da eşine bırakarak evi terk etmiştir. Saniye'nin annesi ise zaten iki çocuklu dul bir kadındır. Baba ilk başta bu iki çocuğu da kabul etse de sonradan onları Saniye Hanım'ın dedesine bırakılmıştır. Böylece Saniye'nin annesi hem kendi çocuklarına hem de babasının ilk eşinden olma çocuklarına annelik yapmaya başlar. Dolayısıyla Saniye ile fazla ilgilenemez. Babası hepsine karşı çok ilgilidir. Saniye'nin yaşı okul yaşına geldiğinde annesi ve babası bunu hatırlamaz ancak Saniye arkadaşlarından yaşının geldiğini anlayarak kendi kendine okula giderek kendi kaydını yaptırır. Öğretmenleri bu duruma çok sevinir. Köy de bulunan okullar zaten birleşik sınıflardan oluşmaktadır. Böylece Saniye'nin okul serüveni başlar. Saniye diğer kız kardeşlerine de öncü olmuş, onların da okula yazılma sebebi olmuştur. Saniye okula yazılınca dedesi de diğer çocukları okula yazdırmaya karar verir. Böylece saniye ilkokulu köyünde okur. Ortaokula gitme şartı olarak babası Kur'an okumayı sökmesini ister. Böylece bu sırada 1 yıl
Hisler
Bir Kadın Bir SesDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20182,192 okunma