Bir kadını toplumda kadın yapan nedir? Anne olması mı, eş olması mı, iyi ailesinin sözünü dinleyen bir kız çocuğu olması mı?
İşte kitabın baş karakteri Nora, başına gelen bir takım olaylarla birlikte ilk kez kendi benliğini hiç tanıyamadığını fark eder ve hayatında adeta bir devrim yaratır.
Nora, Helmer ile evliliğinin ardından kocasının sözünden çıkmayan hatta kocası tarafından aşırı narin “tarla kuşum, bülbülüm” diye seslenilen bir kadındır. Kocası aynı zamanda onu bir kuş kadar aptal ve saf bulmaktadır belki bu yüzden ona kuş türleriyle seslenmektedir. Nora’nın hayatına girdiğinden beri Helmer her şeyi nasıl yapması gerektiğini ona psikolojik bir baskı ile güçsüz hissedebileceği bir hayat kurmuştur. Nora sadece bu baskıyı eşinden değil evlenmeden öncede babasının sözünden çıkmayan bir kız çocuğu olarakta hayatını sürdürmüştür. Fakat karakter sayfalar ilerledikçe kendini geliştiren güçlü bir bireye dönüşür.
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen
“Helmer: Bu kabul edilemez! En kutsal görevine ihanet ediyorsun.
Nora: En kutsal görevimin ne olduğunu düşünüyorsun?
Helmer: Sana bunu benim mi söylemem lazım? Kocana ve çocuklarına olan görevin tabii ki.
Nora: Onlar kadar kutsal başka bir görevim daha var.
Helmer: Hayır yok, ne göreviymiş bu?
Nora: Kendime karşı görevim… Artık buna inanıyorum. Her şeyden önce, senin gibi benim de bir birey olduğuma inanıyorum”
“Babamın avuçlarından seninkilere düştüm. Sen her şeyi kendi zevkine göre ayarladın, ben de senin zevklerini benimsedim ya da benimsemiş gibi yaptım…
Bu hayatta hiçbir şey olamadıysam suç sizin.”