Yıllar geçmeden fark edemezsin. Yüzeysel şeyleri kendine yük edersin. Nesneler-görevler-kişisel ilişkiler ve bütün bunlar tıpkı bir örümcek ağı gibi günden güne çevreni saran görünmez ipliklere dönüşür.
İşte belki anlamsızlığın bu baş döndürücülüğünden kaçıp sığınmak, kendimizi uçurumdan sakınmak için iki gün sonra sanki sözleşmişiz gibi hepimiz ondan söz etmeyi bıraktık.
Sanki hiç yaşamamış gibi unuttuk onu.
O hiç var olmamıştı.