Peregrinusun ilk anlamı “yabancı, sürgün”dür. Hacı, temel olarak bir yerlere
(Roma’ya, Kudüs’e) giden değil, öncelikle yurdundan uzakta yürüyendir. Başka
bir deyişle, hava almak ya da yediklerini sindirmek için birazcık yürüyüşe çıkan
veya pazar günleri çiftliğini turlayan kişi için zaten o topraklar yurdudur, ama
hacı yurdundan uzaktaki kişidir. Bir yabancıdır. İlk Hıristiyan teologlara göre, bu
dünyada sadece birer yolcu olduğumuzdan, evimizi başımızı soktuğumuz bir
sığınak, sahip olduklarımızı fazladan bir yük, arkadaşları da yol
üstünde karşılaştığımız insanlar olarak görmemizde fayda vardır. Biraz havadan
sudan sohbet, birkaç el sıkışma, sonra da iyi akşamlar, “İyi yolculuklar”. Bu
dünya fanidir, der teologlar, insanlık sürgündür, çünkü asıl yurduna burada
ulaşması mümkün değildir. Tüm dünya gelip geçici bir barınaktır. Hıristiyanlar,
bir yürüyüşçü herhangi bir ülkeden nasıl geçiyorsa öyle geçerler hayattan.