Farklı farklı birçok kişiden ‘betimlemeler çok fazla, sıkıldım, yarım bıraktım, uyukladım’ gibi ifadeler duydum. Ama bence yazar betimlemeleri o kadar güzel ve o kadar yerinde kullanmış ki ben aksine oldukça hızlı ilerledim. Yıllar önce (ortaokul dönemlerinde) okumuştum bu kitabı ama şimdi tekrar okuyunca tam olarak anladım diyebilirim.
Çok fazla kitap incelemesi yapan biri değilim ama bu kitabı özellikle incelemek istedim. Birçok kişinin aksine Emma (Madam Bovary) karakterini çekilmez ya da kötü görmedim. Aksine bir kadın olarak anlamaya çalıştım. Kitabı yer yer ben olsam ne yapardım diyerek okudum. Bana göre Emma kendini anlamaya çalışan, gerçekten sevmek sevilmek isteyen bir karakterdi. Elbette ki kötü yanları da vardı.
Evet kocası Charles tarafından çok sevildi belki ama bu iki eş birbirini tam olarak anlayamadı yine de. Emma ne kadar ihtiraslı ise Charles o kadar ihtirassız, kendi halinde bir doktordu. Yine de doktorun sevgisine, aşkına, Emma’nın üzerine titremesine, kitabın sonlarına geldiğimizde dahi bu tavrının değişmemesine ben hayran olmadım diyemem.
Sonuç olarak; ben güzel, ihtiraslı, hayalci, bencil, kadın karakteri olan Emma’yı yine de sevdim. Bana kalırsa Emma’nın tek suçu okuduğu romanlardaki aşkı, lüksü, rahatlığı bulabilmeyi istemekti. Okuduğumuz romanların büyüsüne hangimiz kapılmadık ki...
Ben okurken çok zevk aldım, herkese de muhakkak tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)