Muhammet dursun

Muhammet dursun
@Mami_drsn
7/10
·192 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 00:42
6 aylıkken evlatlık verilen bir kızın, 13 yıl sonra biyolojik ailesine geri dönmesi, kimlik karmaşasından hayat mücadelesine uzanan zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Neden evlatlık verildiği ya da neden yeniden geri alındığına dair sorular, bu süreçte kafasını kurcalarken, geri dönüşünden sonra ailesinin maddi imkansızlıkları ve kalabalık yapısı yüzünden yaşanan olumsuzluklara adapte olmaya çalışıyor. Tüm bu zorluklara rağmen hayatın acı taraflarına da tanıklık ediyor; bunların başında aynı kandan olduğu erkek kardeşinin ölümü geliyor. İki anne arasında sıkışıp kalmış bir çocuk olarak duygusal çatışmalardan çıkmaya çalışması ve tüm bu koşullara rağmen eğitimde gösterdiği başarılı performans ise gerçekten takdire şayan. Not: kitabın ilk sayfalarında ufakta olsa ensest ilişkiye girilmiş…
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,138 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·119 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 12:36
Kitaptaki bir kelime sizi alıp geçmişin derinliklerine sürüklüyor; bazen çocukluğunuza, bazen gençliğinize ya da kaybettiğiniz birine doğru... Adeta bir dere yatağı gibi akıp gidiyor zihniniz. Kendinizi tutamıyorsunuz, anılar yavaş yavaş zihninizde belirmesine izin veriyorsunuz. Derinlerde saklı bir sürü hatıra, suyun altındaki büyüklü küçüklü hava kabarcıkları gibi yüzeye çıkmak için yarışıyor. Hepsi birer birer güneşle buluşuyor... Herkesin altını çizeceği bir şey bulması umuduyla …
Bazen BaharMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,2bin okunma
8/10
·104 syf.··
2026 14. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:47
Mahkum olmadan mahkumluk yaşayan çoçuklara… Bir çocuk hayal edin ki, onun gökyüzü sadece gündüzlerden oluşmuş. Ne güneşin doğuşunu görebilmiş ne de batışına tanık olabilmiş. Daha neyin ne olduğunu tam olarak anlayamadan düşünce suçlarıyla tanışmış. Kitap okumanın bir suç sayıldığı, uçurtmaların bile vurulduğu bir dünyada büyümek zorunda kalmış.
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
9/10
·296 syf.··
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 00:14
İnsanlar hayatlarında acı çekmekten değil, bu acıyı dindirecek bir yol olmadığına inandıkları için umutsuzluğa kapılıyor. Acı, keder, hüzün, hayal kırıklığı, zorluklar, yalnızlık ve depresyon her zaman var olmuş ve olmaya devam edecek. Önemli olan, tüm bunlarla yaşamayı öğrenmek ve anı kaçırmamak. Bunun için insanın önce kendisini tanıması, küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmesi gerekiyor. Hayatını başkalarının deneyimlerine göre değil, bizzat kendi yaşadığın gerçeklere göre şekillendirmek önemli. Sevgi, gülüş, korku ve acı; bu dünyada en geçerli değerlerdir.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
8/10
·192 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 03:03
İmparatorluk sanatı, sömürgecilik ve milliyetçilik kavramlarını iç içe işler. Falih Rıfkı Atay, Osmanlı İmparatorluğu’nu, Trakya’dan Erzurum’a uzanan geniş bedeniyle, sömürge ve milletlerin hizmetine sunulmuş ve artık sütle karışık kan veren hasta bir canlıya benzetir. Bu yorumu, özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında Suriye-Filistin ve Kanal cephelerindeki durum üzerinden yapar. Ayrıca, Afrika topraklarının kaybediliş sebeplerini değerlendirirken şu tespitlerde bulunur: O dönem bu bölgede yaşayan insanlara "Türk müsünüz?" diye sorulduğunda sıklıkla verilen cevap "Estağfurullah" olurdu. Osmanlı İmparatorluğu, bu toprakları ne vatan olarak benimseyebilmiş ne de sömürge haline getirebilmiştir. Adeta ücretsiz bir tarla ve sokak bekçisi görevini üstlenmiştir. Hal böyleyken, binlerce Anadolu gencinin zorlu koşullar altında bu topraklarda savaşmasının ne gibi bir mantığı olduğu sorgulanmaya değerdir. Filistin meselesine de değinmeden geçilmez. Kudüs’te oteller adeta yarı kilise gibidir; hizmetkârları yarı papaz, hizmetçileri ise yarı hemşiredir. Yahudi-Arap meselesine gelindiğinde tablo nettir: Küçük bir Yahudi topluluğu ve onların gölgesinde kalan altı yüz bin Arap. Bu yeni Filistin’de modern kasabalar ve köyler Yahudiler tarafından inşa edilmiştir, bu yepyeni bir Filistin’dir. Ancak bu topraklarda Müslüman Araplar Yahudilerin hizmetinde çalışmaktadır. Üzümü Arap işçiler sıkar, şarabını Yahudiler içer. Yahudiler, o dönemde sermaye güçlerini kullanarak bölgeyi kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmiş ve diğer Avrupa devletleri bugünkü gibi o zaman da bu durum karşısında bir tepkisizlik sergilemiştir. Bu detayları açığa çıkaran tespiti Falih Rıfkı Atay'ın eserinde bulmak mümkündür.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma