Hayatta bir insanı bu kadar üzecek bir olayın olabileceğine o zamana kadar ihtimal vermemişti. Hiçbir şeye inanmıyor ve kendini hep korkulu bir rüyada sanıyordu.
Devam etmemesi gerektiği halde sürüp giden bu hayat, onun kendine olan güvenini de kemiriyor ve içinde şüpheler uyandırıyordu. Bazen kendi kendine "Niçin ben hiçbir şey değilim?" diye sorar ve buna inandırıcı bir cevap veremezdi.
Evde sorunlarını anlatmaya asla imkân olmayan, seviyesi, ahlak anlayışı, dünyayı görüşü ve alışkanlıkları büsbütün ayrı bir varlıkla sürekli bir beraberlik insanı dış hayatta da karamsar yapar ve bütün insanlardan şüpheye düşürür.