“Sessiz Çığlıkların Adı: Kadın”
Onlar…
Bir evin duvarları arasında nefesi kısılmış, gözyaşını yastığa saklamış, kimse duymasın diye acısını içine gömmüş kadınlarımız…
Kimi bir kapı eşiğinde umut aradı, kimi karanlık bir gecenin sabahında yeniden ayağa kalkmaya çalıştı.
Adı anne oldu, adı eş oldu, adı kardeş oldu…
Ama en çok insan oldu; iyileşmek isteyen, sevgiye muhtaç, yaşamak isteyen.
Şiddet, bir tokatla başlamıyor aslında…
Bir sözle başlıyor:
“Sesini çıkarma.”
“Sen bilmezsin.”
“Değersizsin.”
Ve kadın, her kırılan cümlenin altında biraz daha küçüldüğünü zannediyor.
Oysa unutuyor:
Kadın, Allah’ın yeryüzüne merhamet için gönderdiği en zarif emanetlerden biridir.
Her kadın bir yuva taşır içinde;
Bir anne kokusu, bir sabır, bir dua…
Ama şiddetin gölgesi düştüğünde o yuva çatlıyor, nefes daralıyor.
İşte tam da o an, onların sesi olmak bir insanlık borcudur.
Biz susarsak, onların çığlıkları karanlıkta kaybolur.
Biz konuşursak, bir kadının kaderi değişir.
Çünkü bazen bir söz, bir kadın için yeni bir kapı;