Sessiz Çığlıkların Ardından
Dünya, artık taşan bir sabır denizinin kıyısında…
Bir yanda sofralarına ekmek koyamayan anneler, açlıktan gözleri kararan çocuklar; öte yanda ise lüks sofralarda doyumsuz bir iştahla tüketenler… Adalet terazisi bozuldu, insanlığın vicdanı paramparça oldu.
Gazze’de gökyüzü mermilerin karanlığıyla örtülmüş durumda.
Yardım gemileri limanlara sokulmuyor, insanlık vicdanı engeller ardında boğuluyor. Oysa o gemilerde yiyecek değil, bir milletin umudu, çocukların hayali, annelerin duası var. Her kurşun, bir çocuğun gülüşünü susturuyor; her engel, bir kalbin daha umudunu çalıyor.
Bu sadece Gazze’nin değil, insanlığın sınavıdır. Açlıktan, kıtlıktan, savaştan ölen her insan aslında bizim insanlığımızın bir parçasıdır. Biz susarsak, biz görmezden gelirsek, tarihin utanç sayfalarında yer alacağız.
Oysa elimizden gelen çok şey var.
Bir dua, bir yardım, bir paylaşım, bir farkındalık… İnsanlık, iyiliği çoğalttıkça zulmün surları yıkılır.
Bizler, sesini çıkaramayanların sesi olmalıyız.
Bizler, açlıktan titreyen ellerin tutunacak dalı olmalıyız.
Dünya barışa muhtaç, insanlık merhamete muhtaç.
Artık gözyaşlarının değil, duaların yükseldiği bir
gökyüzü olsun.
Ve biz, hep birlikte
haykıralım:
“Yeter artık!