İnsan hem doğanın tutsağı olup, hem de düşüncelerinde özgür olma arasındaki; hem doğanın bir parçası, hem de sanki bir hilkat garibesi olma; doğanın ne tam içinde, ne de tam dışında olma arasındaki ürkütücü çatışmayla karşı karşıyadır. Kendinin farkında oluşu insanı dünyadan kopuk, yalnız ve korkak bir yabancı yapmıştır.
Ama insanların hayvanlarda bulunmayan bir başka zihinsel özelliği daha vardır. O kendinin, geçmişinin, geleceğinin (ölümünün); küçüklüğünün ve güçsüzlüğün farkındadır; başkalarının (dostlar, düşmanlar, ya da yabancılar olarak) farkındadır. Diğer yaşam biçimlerini aşmıştır, çünkü yeryüzünde ilk kez o, kendinin farkında olan bir yaşamdır.
İnsanda olan hiçbir şey bana yabancı değildir, “ben senim,” aynı insan varoluşu ögelerini paylaşmaları nedeniyle insanın bir başka insanı anlayacağı duygusundan oluşur.