Aşağılıyorsun, bizzat kendini aşağılıyorsun ruhum! Kendini onurlandıracağın zaman gelip geçiyor. Çünkü herkesin tek bir yaşamı vardır ve seninki hemen hemen tamamlandı; kendine saygı duyan biri değil, diğer insanların ruhlanında kendi mutluluğunu arayan birisin.
Fakat ben, iyinin doğasının güzel,
kötünün doğasının çirkin olduğunu gördüm. Benimle aynı soydan gelen günahkâr doğalı biriyle de sadece aynı kan ya da tohumdan geldiğimizden değil, aynı aklın ve Tanrı'nın kutsallığının bir parçası olduğumuzdan akrabayız; bu yüzden akrabaların hiçbirinden bana zarar gelmez. Çünkü ne soydaşlarımdan biri beni kötü bir șeyle çevreledi, ne ben
soydaşım olan birine öfkelendim, ne de birisinden nefret ettim. Zira ayaklar, eller, gözkapakları, altı üstlü sıralı dişler
gibi birbirimize yardım için doğduk. Yani akrabaların birbirlerine aykırı davranması doğaya aykırıdı. Dolayısıyla
birbirimize sinirlenmeyi ve birbirimize darılmayı engelledik.
"En üstün iyi erdemdir; erdem, doğayla uyumlu yașamaktır , doğayla uyumlu yașama, doğanın doğru bilgisini edinmekle mümkündür. Bu bilgiye de belirli bir yöntemle ya da bir ölçütle ulaşılır. İyinin bilimi ahlaktır. Doğanın bilimi fiziktir. Bilginin ölçütü ise mantıktır." Fakat biri olmadan hiçbiri tam olarak görevini yerine getiremez.
"Aslında karakterlerinizde işleyen ahlakli bir dönüşüm veya bilgelikte bir artış olasılığını göstermedikçe roman yazmanın pek de bir anlamı yoktur."
Anthony Burgess