"Sanki dünyadan tümüyle kopmuşum, sanki uzayda bir yerlere sürükleniyormuş gibi garip bir duyguya kapıldım.Bu da beni müthiş tedirgin etti.Daha doğrusu, tedirginlikten öte, bir çeşit dehşete düştüm.Çünkü o yapay mekânı, o yapay insanları istemiyordum ama, gerçek doğayı, gerçek insanları istiyordum.Uçuk mavi boşluklarda, yapayalnız yok olmaktan korkuyordum."
Sonunda astı kendini
Karadut ağacına.
Hepimizin yüreğine dalmıştı.
Hep birlikte yemiştik meyvelerini,
Hep birlikte gülmüştük gölgesinde.
Ama o, tek başına astı kendini
Karadut ağacına.
Mînâ Urgan