Özellikle ortaokul,lise ve üniversite dönemleri, beynin en hızlı değişim geçirdiği, sosyal hayat kalıplarının en net şekilde belirlendiği dönemlerdir. Bu dönemlerde genellikle sıkıcı derslerden , sıkıcı kurallardan ve anlamsız süreçlerden ibaret gibi görünen bir eğitim süreci, gençlerin dinamik zihinsel yapılarıyla hiçbir şekilde uyumlu değildir.
Bu açıdan bakıldığında, genç öğrencilerin çoğunluğunun okulla bir şekilde sorunlu bir ilişkiye sahip olması anlaşılmaz bir muamma olmaktan çıkar . Yaratıcılığın, insan ilişkilerindeki maharetlerin , kişiye özel becerilerin gün yüzüne çıkması gereken yaş dönemlerinin büyük kısmını kalıp bir müfredat içinde geçirmek zorunda kalan bireylerin huzursuzluğu gayet tabii ve normaldir. Normal olmayan ; beyin hakkında bu kadar bilgimize rağmen , halen çağlar öncesinde kalmış "Sanayi Devrimi " sürecinin ürünü olan standart eğitim modeli kalıbından bir türlü vazgeçemiyor olmamızdır.