Ah benim Kundera’m üzümlü kekim… Onu o kadar çok sevdim ki sanki çok yakınımın kitabını okuyormuşum gibiydi. Neden bilmiyorum Kundera ile daha yeni tanıştım. Nasıl bu kadar geç kaldım ya da nasıl bu kadar erken tanıştığım hakkında bir fikrim yok. Fakat şunu biliyorum ki çok imzalı kitap sevdam olmamasına rağmen Kundera’nın imzasına sahip olmayı çok isterdim. Evet her kitap insana bir şeyler katmıyor. Fakat bazı yazarlarımız var ki her kitabı insana bir şeyler katıyor. Mesela kitabı okurken veya önceki kitabını okurken Çek Cumhuriyeti’ni araştırdım ve videolarını izledim. Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabına gelecek olursam yer yer sıkıldığım yerler oldu bunu inkar edemeyeceğim. Bu kitabı okurken sanki Kundera’nın hayatını okuyormuşum gibiydi. Çünkü benim elimdeki kitabın sonunda da Kundera’nın çevresinin sürekli kızlarla yani kız öğrencilerle dolu olduğu yazıyor hatta bununla ilgili bir karikatüre değer verilmiş :)) Kitapta ahlaki yargılarımıza aykırı şeyler olmasına rağmen hiçbir karaktere düşmanlık beslemedim özellikle Tereza’yı daha bir candan şekilde sevdim. Neden bilmiyorum Tereza’nın ayrı bir samimiyeti sıcaklığı vardı. Özellikle karga olayı beni çok derinden etkiledi. Ki kitabın sonundaki Karenin köpeğinin ölümü onu defnetme şekilleri beni fazla etkiledi ve gözlerimi yaşarttı. Bir evcil hayvan sahibi olarak belirtmeliyim ki evde yaşayan bir hayvan değil sizin evladınız oluyor o yüzden bu duygu bana çok geçti. Kundera kitaplarında cinselliğe çok fazla yer veriyor. Ben hayattaki her şeyin kitaplarda anlatılmasını çok seviyorum sevmekten öte bunun olması gerektiğini düşünüyorum. Evlilik nasıl doğal bir gerekçeyse hayatta ve kitaplarda anlatılıyorsa cinselliğin de yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsan her anlamda bilgi sahibi olmalı. Kundera cinselliği
…. birbirlerini ‘değerlendirmeye’ pek bayılan kişilerin dış görünüş özelliklerini belleğine iyice yerleştirmişti. Bunların hepsinin işaret parmakları orta parmaklarından biraz daha uzun olur ve bu parmağı kiminle konuşuyorlarsa o kişiye dikerlerdi.