Kimin bilime ihtiyacı varsa, bilimi o üretir. İfade özgürlüğünü, özgür eleştiriyi başta bu çevrelerin savunması da çok doğaldır. İfade özgürlüğünün olmadığı, kısıtlandığı, ifade özgürlüğünün kurumlaşmadığı, özgür eleştirinin dinamik bir şekilde işlemediği bir toplumda bilimin üretilmesi mümkün değildir. Şöyle düşünelim. Bugün Basra Körfezi'nden Fas'a kadar 22 Arap devleti vardır. Filistin' le birlikte, Filistin Arap Devletiyle birlikte 23 olacaktır. Bu toplumların, bu devletlerin hiçbirinde ifade özgürlüğü yoktur arkadaşlar. İfade özgürlüğü kısıtlanmıştır. Yoktur, engellenmiştir, çiğnenmektedir. Ama bu toplumların hepsinde de üniversite vardır. Bağdat'ta da vardır, Şam'da da, Mekke'de, de Kahire'de, de Oran'da, da Fas' da... her yerde onlarca üniversite vardır. Bu toplumlarda üniversitelerin olması, bilimin üretildiği anlamına gelmemektedir arkadaşlar.
Bilimin temel koşulu ifade özgürlüğüdür. Eğer ifade özgürlüğü sınırlıysa, yoksa orada bilimin üretilmesi mümkün değildir, bilim ortamının oluşması mümkün değildir. Devlet hayatında bir siyasal sistem, bir siyasal rejim ifade özgürlüğünü kısıtlıyorsa, özgür eleştiri dinamik bir şekilde çalışmıyorsa, orada, üniversitelerde akademik özgürlüğün, üniversite özerkliğinin hiçbir değeri yoktur. İfade özgürlüğü kısıtlıysa, özgür eleştiri etkili bir şekilde çalışmıyorsa akademik özgürlük, üniversite özerkliği gibi kurumların içi boştur.