"Manevi yolda ilerleyen fert için nihai amaç, kendi içindeki 'eril' akıl ile 'dişil' nefsi birleştirmektir. İnsan-ı Kâmil, bu iki kutbu kendinde cem eden, dolayısıyla cinsiyetlerin darlığını aşmış olandır. O, hem Celal'in heybetini hem de Cemal'in zarafetini üzerinde taşır."
"Yaratılış, Allah'ın 'Nefes-i Rahmanî'yi (Rahman'ın Nefesi) dışarı salmasıyla başlar. Bu nefes, her şeyi içine alan kozmik bir rahimdir. Varlık, bu dişil kuşatıcılık sayesinde nefes alır. Eril ilkeler bu varlığa şekil verirken, dişil ilke ona varlık zemini sunar."
Varlık mertebelerinde her varlık, altındakine göre 'erkek' (fail), üstündekine göre 'kadın'dır (kabil). Kul, Allah karşısında mutlak anlamda 'dişil'dir, çünkü o sadece Alıcı'dır. Bu perspektifte erillik, mutlak değil, izafi bir konumdur."
Geleneksel İslam sanatındaki geometri erildir, çünkü sınırlar ve kesinlik ifade eder; arabesk ve bitkisel süslemeler ise dişildir, çünkü sonsuz bir akışı ve esnekliği temsil eder. Bir camide bu iki üslubun iç içe geçmesi, evrendeki Celal ve Cemal dengesinin görsel bir zikridir."