Bir yukarı bir aşağı yürüyorsun ve düşüncelerin de seninle birlikle bir aşağı bir yukarı tekrar tekrar gidip geliyordu.Ama gerçek dışı görünen düşünceler bile,odaklanacak bir şeye gereksinim duyuyor ya da amaçsız bir şekilde kendi etrafında dönüp duruyor ve daireler çiziyordu;onların da boşluğa tahammülü yoktur.Sabahtan akşama kadar bir şeylerin olmasını bekliyorsun ama hiçbir şey olmuyor.Başın ağrıyana kadar yürüyor,yürüyor,yürüyorsun;kafan çatlayan kadar düşünüyorsun.Hiçbir şey olmuyor.Yalnızlığa terk edilmişsin.Yalnızlık,yalnızlık...
Bize hiçbir şey yapmadılar;bizi sadece tam bir boşluğun içine bıraktılar ve herkes de bilir ki,dünyada,boşluğa bırakılmışlık ve terk edilmişlik kadar insan ruhuna baskı yapan başka bir şey yoktur.
Sadece tek bir fikre saplanıp kalmış her türden saplantılı kişiler hep ilgimi çekmişti;çünkü birisi kendini ne kadar kısıtlarsa,kendisine değil,tam tersi,sonsuza daha yakın olur;gerçeklerden aleni bir şekilde uzak bu tipler,kendilerine dünyanın küçük ölçekli ve olağanüstü versiyonunu inşa etmek için kendi malzemelerini kullanan akkarıncalara benzer.