Martin Eden Martin Eden’i okurken Martin’in hırsına hayran oldum ama ulaştığı yerde onun adına içim burkuldu. Kendini yazar olarak kabul ettirmek, Ruth’un dünyasına ait olabilmek için verdiği mücadele gerçek ve yorucuydu. Ruth ise benim için bir aşk figüründen çok, Martin’in ulaşmaya çalıştığı “düzenli ve güvenli hayatın” sembolüydü; Martin değiştikçe onu anlamaktan uzaklaştı. Romanın sonunda Martin’in her şeyi elde etmesine rağmen hayattan vazgeçmesi, başarının ve aşkın tek başına insanı hayatta tutmaya yetmediğini çok açık bir şekilde gösteriyor. Bu kitap bana, en çok istediğimiz şeylere ulaştığımızda bile içimizin boş kalabileceğini hissettirdi. Jack London