‘Bir savaş alanında kiminle olmayı tercih ederdin? Daha önce sıkıntılı bir durum yaşamış ve kendisini nasıl koruyacağını bilen birisiyle mi veya daha önce hiçbir şey için savaşmamış biriyle mi?’
Peki bu kesin inanç nasıl bunca derin ve köklü bir biçimde yerleşmişti içime o zamanlar? Çünkü onu -bir daha söylüyorum- sıradan, gerçekleşmesi mümkün ( veya mümkün olmayan ) herhangi bir olay gibi değil, gerçekleşmemesi imkânsız bir şey olarak görüyordum!