Sanırım bu Lovecraft'tan okuyacağım son kitap oldu. Lovecraft evreni kozmik korku türünde güzel bir hikaye, ancak yazım tarzı bana hitap etmedi. Bundan üç dört yıl önce Deliliğin Dağlarını okudum yarım bıraktım, gecen senede Alfa Yayınlarından Cthulhu'nun Çağrısı'nı okudum onuda yarım bıraktım. Şimdi Dunwich Dehşeti'ne bir şans vereyim dedim yine olmadı. Sorun okuyucu olarak hikayenin içine girilemiyor ve karakterlerle bir bağ kurulamıyor. Bir de hikayelerde geçen canavarlar inandırıcılıktan biraz uzak, yani açıkçası beni pek korkutmadı. Sanırım o yıllarda da bazı okuyucular bundan dem vuruyordu.
Yarattığı eserlerden güzel filmler ve romanlar esinlediği doğru, sorun hikayenin işleniş biçimi.
Hikayede bir de şöyle bir şey var ki, olayları anlatış biçiminde sanki herşey gerçekmiş gibi anlatıyor. Yani okuyucusuna canavarları nasıl inandırabilirim gibi.
Hani şöyle bir şey vardı, bazen bir hikaye anlatırsın ama ne anlattığın değilde hikayeyi daha çok nasıl anlattığın önemlidir.
Kusura bakma Lovecraft ama eserlerin bana pek hitap etmedi. Daha iyi korku yazarlarının olduğunu söyleyebilirim.
Kitapla kalın ve Sağlıcakla
Amerika-1970'ler.
Akılsız şiddet gökyüzünü aydınlattı.
Televizyon kaosu belgeliyor, dehşeti oturma odamıza taşıyor.
Aynı zamanda rahatlıkta sunuyor.
Late Night Devil*
1960 ve 1970'li yıllar Sanatizm ve Şeytanların zirve çağıydı. Kitap korku türünde baya başarılı, aynı şekilde film olarakta. Çoğu sinema severler bu eseri filminden bilir. 12 yaşındaki Regan'ın içine şeytan girer, önce kızı doktorlara götürürler ve bunun şizofreni yada başka bir beyinsel hastalık oldugunu düşünürler. Sonra zamanla kızın durumunun çaresini tıpta değilde cizvit rahiplerinde ararlar.
Ben bu tür doğaüstü şeylere inanmadığım için kitaptan fazla etkilenmedim, konu olarak olaylara çok gerçekçi ve ciddi yaklaşılmış. Yani Kült bir korku romanı diyebiliriz. 1970 yıllarda böyle bir romanda tamda zamanında yazılmış. Çünkü o zamanlarda şeytana tapan tarikatlar çok yaygındı.
Bundan sonrası hafif bir Spoiler* içerebilir.
Yaşanan olaylarda konu olarak bazı şeyler cevapsız kalmıştı. Mesela Regan, şeytan tarafından nasıl ele geçirildi. Cadı tahtasıyla oynadığı için mi, yoksa başka bir sebepten dolayımı? Ve ayrıca Rahip Carras rüyasında bir adamın kendisine Sharron'a güvenmemesini söylüyor, konu olarak bununla ilgili bir açıklama yapılmıyor. Yani Karras'ın gördüğü rüya havada kalıyor. Kitabın sonu olarak belki kıza şeytan tarafından ele geçirilmesi için, bazı tarikatların büyü yaptığını düşünmüştüm ama öylede olmadı. Kitabı okurken gözden kaçırdığım bir şey oldumu bilmiyorum. Kitabı bitirir bitirmez tekrardan filmini izledim. Film esere sadık kalmış, tabii kitap biraz daha detaylı. Roman özelliklede Cadı ya da Kara Ayin ve Şeytan tarafından ele geçirilme vakası ile ilgili, tam bir araştırma konusuna sahip. Dediğim gibi bu tür şeylere inanmasamda, bu tür ayinlerin yapıldığı su götürmez bir gerçektir.