“Bazıları: «Rahmân çocuk edindi» dediler. Ey, böyle söyleyenler! Gerçekten siz çok çirkin ve korkunç bir iddia ortaya attınız! Neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp yerle bir olacaktı; Rahman’a çocuk isnat ettiler diye!” (Meryem 19/88-91)
Bu sebepledir ki, Allah’a ortak koşulması, gökleri ve yeri yerinden oynatacak, onları çatlatıp paramparça edecek derecede ağır bir suçtur.
"Gökleri ve yeri hiçbir arızaya meydan vermeden tutan ve yok olup gitmekten koruyan Allah’tır. Şâyet yıkılıp gidecek olsalar, yemin olsun ki, Allah’tan başka onları tutabilecek hiçbir güç yoktur. O, ceza vermekte acele etmeyen ve çok bağışlayandır" (Fatır /41).
Imam-ı Rabbani zindandayken Agra şehrinin merkez camiinde onu safların arasında gördüklerine dair yemin edenler oluyormuş. Yani Imam-ı Rabbani zaten Allah dilediği ölçüde istediği zaman ulaşılmaz sanılan zindandan çıkıp gidiyormuş.
Ne tuhaf, lanetlenmiş şeytanın dünyayı günde iki defa gezdiğine rahatlıkla inanan insanlar bir Allah dostunun zindandan çıkıp camiye gitmesini garip karşılıyorlar. Bu şuna benziyor, dil gibi bir et parçasının konuştuğuna hayret etmeyen insan, dil gibi et parçası olan kalbin Allah'ı zikrettiğine inanmıyorlar. İman bir ihsandır neticede.
Peygamber bile olsa insanın yükselişinin sonu yoktur. Peygamberimiz'in (S.a.v) her gün yetmiş makam aştığını düşünürsek, miraçta Rabbine iki kulaç mesafeye kadar ermişken yine de ''Allah'ım bana eşyanın hakikatini göster" diyen bir peygamber vardır. Dünyanın sonu vardır ama ruhun sonu yoktur.