Ne var ki, Ralph'ın gırtlağından çıkamıyordu böyle bir söz. Jack'ın, kötü davranması yetmiyormuş gibi, bir de ustaca konuşmak hilesine başvurmasına büsbütün içerlemişti.
Ateş sönmüştü, gemi geçip gitmişti. Anlayamıyorlar mıydı bunlar?
"O küçük" dedi tıkanarak, "yüzünde leke olan küçük."
"Onu göremiyorum. O nerede şimdi?" Bir ölüm sessizliği çöktü çocukların üstüne.
"Yılanlardan söz eden küçük. Aşağıdaydı . . . "
"Yüzünde bir leke olan . . . o küçücük . . . nerede . . . nerede şimdi. Onu göremiyorum diyorum size." Çocuklar, korkuyla birbirlerine baktılar. İnanmak istemiyorlardı.
"O nerede şimdi? .. "
Bir ara Ralph ile Jack, baş başa uğraştılar bir odun parçasıyla ve birbirlerine güldüler bu yükü paylaşırken. Esen meltemlerin, bağırıp çağırmaların, yüksek dağa yandan vuran güneş ışınlarının arasında dostluğun, birlikte bir serüveni yaşamanın, hoşnut olmanın, o gözle görülmeyen garip aydınlığı, o büyüleyici havası, bir kez daha sardı iki çocuğu da.