Emine GEZEN

10/10
·240 syf.··
2026 14. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 22:21
"İnsan bazen sevilmeye yabancıdır. Kendisine uzatılan bir demet yasemini ne yapacağını bilmez, şaşkınlıkla donakalır.Çünkü o güne kadar gerçek anlamıyla hiç sevilmemiş, sevgi sözcükleri duymamış, "İyi ki varsın" denmemiş, kitap hediye edilmemiş, kahve yapılmamış, gözlerinin içine bakılıp mutluluktan ağlanmamıştır." Böyle diyor kitapta Gökhan ERGÜR. Öncelikle bu kitabı bana hediye edip beni değerli hissettiren, kıymetli arkadaşıma Saliha Seylek teşekkür ederim. Sosyal medyada filtrelerden kaybolunan dünyada, birbirine kitap hediye edip kahve ikram edenlere iyi gelecek bir kitap. Herkesin yaraları vardır, belki yaraladıkları... Belki de önemli olan o yaraları kabullenip yola devam etmektir. Zaten yola devam etmekten başka bir çaremiz yok ki... Kitapta yazar da kendi yaralarını göstermekten çekinmemiş. Psikoloji mezunu olunca sanki üzülmek suçmuş gibi davranan sözde psikologların yanında Gökhan ERGÜR adeta ben de insanım ben de hüzünlenebilirim diyor. Bir kaybın, yasın ardından yaşın kaç olursa olsun insanın birilerini ihtiyaç duyduğunu utanmadan sıkılmadan dile getiriyor. Kitabı okuduğumda beni anlayan bir yazar dedim.İçimden geçenleri dile getiren belki aynı imtihandan geçmiş bir yazar. Mesela konuşmadan da insan anlaşabilirmiş. Hiç tanışmadan da insanlar benzer duyguları yaşayabilirmiş. Bardağın dolu tarafından bakmak her zaman iyi hissettirir. Her zaman mutlu olamayız ama her zaman da üzgün olmayız. Hiçbir şey kalıcı ve sürekli değil. Her ne durumda olursak olalım geçecek.Her şeyin geçici olması kalpleri ferahlatıyor. Velhasıl burası dünya burası bu kadar işte... Herkesin kendinden bir parça bulacağı okunası bir kitap... Hâlden Anlamak Gökhan Ergür
1000Kitap
Hâlden AnlamakGökhan Ergür · Muhit Kitap · 202549 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Canlar canını buldum, bu canım yağma olsun."
10/10
·224 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 23:17
Kitap biterken ağzımda bir bal tadı kaldı. Medine hasretim arttı.Ne hoş kitapsın sen. Ne hoş bir insansın Ayşe Hümeyra Hacıanneciğim. Evet , insan hiç evlenmese, çocuğu olmasa bile bir sürü evladı olabiliyormuş. Yaşarken tanışmayı, hacıanne demeyi o kadar çok isterdim ki... Ben büyüklere çok hizmet ettim Allah bana yaşlılığımda hizmet edecek bir sürü insan gönderdi diyor kendisi. Yaşlılara hürmetli oluşu, çocuklara kıymet vermesi , hastalarına büyük ihtimam göstermesi, Peygamberimize olan aşkı... Her yönüyle örnek alınacak dindar bir doktor hanım... Dünyada tek bavuluyla Türkiye -Medine arasında gidip geliyor. Adeta dünya bir misafirhane biz de yolcuyuz der gibi... Dünyada bir evi olmuyor fakat Allah ona misafir olacağı bir sürü ev bahşediyor. "Allah'tan isterken namütenahi isteyin fakat verdiğine razı olun." diyor...Ne diyeyim belki bir gün bizim de payımıza Medine düşer. Ayşe Hümeyra hacıanne Cennetül Bakiye defnedilmeyi çok istemiş. Rabbim de kabul eylemiş. Mekanı cennet olsun, Peygamberimize cennette de komşu olsun. Dr. Ayşe Hümeyra Ökten ile kıymetli anılarını bizimle paylaşan hanımefendilere çok teşekkür ederim. Yasemin Kuloğlu hanımefendiye bize bu anıları derleyerek böyle değerli bir eser hazırladığı için teşekkür ederim. Allah hepinizden razı olsun.
1000Kitap
Ballar Balını BuldumYasemin Kuloğlu · Çınaraltı Yayıncılık · 202544 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 11:33
Akıcı bir dil ile günlük hayatta karşılaştığımız ya da duyduğumuz durumları bazen Selime teyzenin dilinden bazen de Meltem'in dilinden dinlediğim kitabı az önce bitirdim. Herkes sınav oluyordu, gözlerim doldu, sessiz olmam gerekiyordu ağlayamazdım. Herkes bakıyordu ağlayamazdım. Belki de Selime teyze ve Meltem'in yıllarca yaptığı gibi... İki yaralı gönülün yolu bir köyde kesişir. Biri anlatır, diğeri dinler. Anlatırken masal gibi gelir. Oysa yaşarken öyle değildir. En derin acıları biz yaşıyoruz gibi gelir. Herkes mutlu tek bizim hayatımızda eksikler var zannederiz. Ama öyle değil...Baktığımız zaman herkes imtihandadır. Kimi annesiyle kimi babasıyla kimi evladıyla imtihan olur.Kimsenin hikayesi diğerinden daha zor değildir. Hani derler ya Allah kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez diye. Belki bize kolay görünüyordur ama onun için zor bir imtihandır. Hem ben olsaydım şöyle yapardım kibrine de düşmemeli insan. ***Fırat'ın dediği gibi ( Alıntı, syf234) - ' Kurtarırdım' derkenki kibri farkediyor musun? Yanlış anlama...Ben ondan daha iyi yerdeyim, ben onu oradan çekip çıkarırım, diyorsun.Müdahale ederim ve düzeltirim diyorsun. Yapamazsın. Senin gücün buna yetmez. Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter. Başkasının yolunda sadece izin verildiği kadar yürüyebilirsin. Hem nereden biliyorsun müdahalenin doğru olduğunu? *** Bazen Selime teyzenin yerine koydum kendimi, bazen Meltem'in yerine koydum, bazen de Kübra öğretmenin. En çok Fırat karakterini sevdim. Hayatımızda hep olsun Kübra öğretmen ve Fırat gibi karakterler. Herkesin hikâyesi biricik, kendine has. Ama etrafımızda böyle karakterler olunca hikayemiz kolaylaşıyor. Velhasıl karşılaştıran da Allah, kolaylaştıran da Allah. Fırat' ın annesinin dediği gibi: " Olanda hayır vardır. "
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
8/10
·264 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 12:17
Biomortem.... Serkan Karaismailoğlu' nun daha önce 4 kitabını okudum. Diline, yazısını aşina olduğum ve sevdiğim bir yazar. Fakat bu kitap beni şaşırttı. Diğer kitaplarına benzemiyordu. Kitabın yarısına geldiğim zaman bırakmayı bile düşündüm. Sonra arkadaşımın tavsiyesi üzerine devam ettim, iyi ki devam etmişim. İkinci yarısı daha heyecanlı ve sürükleyici. Orta yaşlı bir adamın hasta oluşu ve sonrasında ölmek istemeyişi etrafında olaylar gelişiyor. Fakat bu olaylar sonucunda aklımda soru işareti oluşturan kısımlar oldu.Bazı olaylar detaylı açıklanmadığı için puan kırdım. Valiz metaforunu yazar çok iyi kullanmış. Artık her valiz gördüğümde aklıma gelecek, kitabı okuduğunuz zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız. Yazarın en sevdiğim özelliği aralara bilimsel bilgiler serpiştirmesi.Belki biyolojiyi sevmemle ilgili de olabilir. Kitabı okurken lisedeki felsefe dersleri de geldi aklıma. Biyolojinin ve felsefenin harmanlayarak oluşturduğu bilim kurgu tarzında bir kitap olmuş. Peki soruyorum: -Öldüğümüz zaman hücrelerimiz de ölür mü?
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,818 okunma
Spoiler içerebilir.
10/10
·256 syf.··
2026 9. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 13:13
Gazeteci - yazar Taha Kılınç' ın hayatı pahasına Doğu Türkistan'a yaptığı seyahatten bahsediliyor. Öncelikle yazarın bu cesaretine hayran kaldığımı söylemeden geçemeyeceğim . Neredeyse her dini emare taşıyan şeyin yasak olduğu bir bölgede 8 gün kalmak ve bu sürede farz olan ibadetlerin dahi zor şartlarda yerine getirmeye çalışmak Çin baskısının gerçeğini gözler önüne seriyor. Bir zaman önce Uygur arkadaşım vardı ve ailesi ile görüşmek için bizim kullandığımız uygulamayı kullanmıyordu. Çin yönetiminin onları takip ettiğini bu yüzden telefonda çok uzun süre konuşamadığından bahsetmişti.Kitaba başlarken o arkadaşım geldi aklıma , şuan görüşmüyoruz ama umarım durumu iyidir. Her sayfasında kalbim ağrıdığı için kitabı okumam zaman aldı. Sürükleyici ve sonraki her adımında heyecan dolu bir kitap. Fakat yaşanılanların gerçek olması ise çok büyük acı. Cami minarelerinin tıraşlanması,oruç tutmaya izin verilmemesi, bayramların yaşanamaması,türbelere girişin yasak olması, tesettürün artık yok olmaya başlaması , erkeklerin sakalını uzatamaması , camilerde namaz kılınamaması ve camiye girmek için yaşlı olunması gerekmesi, yaptığın her hareketin adım adım izlenmesi ve bu duruma karşı gelen Uygurların eğitim kamplarına gönderilmesi... Eğitim kamplarında mahremiyetin olmaması ve gusül abdesti almaya müsaade edilmemesi... Dirilerine çektirdikleri yetmiyormuş gibi mezardakilerin dahi kemiklerini yok etmeye çalışarak bir miletin tarihi silinmeye çalışılmış. Camiler, mezarlıklar yıkılarak yerine otopark yapılmış. Bu olanları okurken biz ne kadar rahatız diye düşündüm. Çok rahat bir şekilde camiye gidebiliyoruz, ibadetlerimizi yapabiliyoruz. Ne kadar da özgür bir ülkede yaşıyoruz fakat kıymet bilmiyoruz. Ezanı duyabilmek ne büyük nimet oysa... Onlarca yer gezip de neden daha önce buraya
Alıntı
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,126 okunma