Aşk, gerçek aşk tamamen teslim olmayı gerektirir mi? Hep sorulan bir soru bu. Az da olsa bir karşılık beklemek insana yaraşır bir eylem değil mi? İnsan illa insanüstü bir yaratık ya da bir tanrı mı olmalı? Vermenin sınırı var mıdır? İnsanın kanaması sonsuza dek sürer mi? Kimileri önceden tasarlanmış bir ilişki planı öneriyor, bir oyunmuş gibi söz ediyorlar bundan. Elini açık etme! Ağırdan al! Geri adım at! Numara yaparken de numara yap! Yüreğin kan ağlasa bile içinden gelen duygulara asla ihanet etme. Her zaman, hiçbir şeye aldırmıyor-muş gibi davran. İşte, aşk acısı çekenlere verilen öğütler
Ancak Hesse'nin dediği gibi, "Aşk kesinliğe varmak uğruna kendi yolunu bulma gücüne sahip olmalıdır. O zaman salt çekim kaynağı olmaktan çıkıp çekicileşmeye başlar."
Cennetin cehennemden yalnızca sanal bir çizgiyle ayrıldığı söylenir. Kendinden geçercesine mutlu olmak ve umutsuzluk "Doppelganger"dir, yani ruh ikizleri. Aşk kapısız ve penceresiz bir hapishane olabilir; insan girip çıkmakta serbesttir ama hangi beklenti uğruna? Şafakla özgürlük de gelebilir, dehşet de. İnsanın sırtında deli gömleği varsa aklın bir yararı olmaz.